19 Ekim 2019 Cumartesi

Devrimci Yön

Karl Marx ve Türkler / Mahmut Esat Bozkurt

Karl Marx ve Türkler / Mahmut Esat Bozkurt
21 Şubat
00:00 2019

 

Geçenlerde Marx'ın Kırım Savaşı(1) ve Rus-Türk Savaşı(2) adlı kitaplarını okudum.

Büyük adamın anlattıklarına bakılırsa Türkler ona çok sempatiktir. Marx çarları ve çarlar siyasasını yerlerin dibine geçiriyor. Türkleri haklı görüyor.

Marx'ın hakkımızda söylediği şeyler içinde en güzeli bence şudur: Bize yabancı olan bu adam 1854'te bugünü görüyordu. Bundan 81 yıl önce Marx şöyle düşünüyordu:

"Bu gidişle Türkler Avrupa'da tutunamayacaklardır. Fakat ne yapılırsa yapılsın Türk devleti ortadan kaldırılamayacaktır.

Türkler belki bir gün Anadolu içlerine kadar sürüleceklerdir. Fakat onlar, hakiki varlıklarını orada bulacaklar; orada yeniden güçlü, kuvvetli bir Türk devleti kurulacaktır."

Görüşteki uzunluğa, görüşteki aybata (heybete) ne dersiniz?

Marx'ın 81 yıl önce gördüğü Türk devleti kuruldu. Ve eli Avrupa'dadır.

Marx'ın gördüğü devlet onun anlayışından bir farkla kuruldu. Bu fark, yeni Türk devletiyle Avrupa'nın ve Batı medeniyetinin Büyük Asya sınırlarına kadar uzanmış, oralara kadar genişlemiş olmasıdır. Türkiye bugün Asya değil, Avrupa devletlerinden sayılıyor.

Marx yeni Türkiye hakkındaki görüşünü bundan 81 yıl önce ortaya koydu. 81 yıl sonra bu kadarcık bir rötuş, bu kadarcık küçük bir rötuş onun hesabına bir eksik, bir görüş eksiği sayılmaz!
Marx'ın görüşündeki kuvvet yeni Türkiye'nin genç gücünde yaşıyor!

*

Beş sene oluyor Marx'ı okuyorum. "Onu tam anladım" dersem kendi kendimi aldatmış olacağım.

"Anlamaya çalışıyorum" demek daha doğru olacak gibi geliyor bana… Marx'ı bu kadar derin, bu kadar çetin buluyorum.

Bu beş senelik devamlı etütten önce ve sonra Marx felsefesi hakkında yazılmış birçok şeyler gözden geçirdim.

Fakat?

Bir şeyin hakikatine varmak için bu metot tehlikeli olabilir. Çünkü herkes Marx'ı bir türlü, bir başka türlü anlamaktadır; en yakın arkadaşları bile!

Şunu hemen söylemeliyim ki, Marx'ın anlayabildiğim yerlerini çok yüksek buldum; baş dönmeden erişilmesi zor denecek kadar yüksek!

Nitekim "değer ve iş" (sa'y ü kıymet), "değer artığı" (fazlai kıymet), "tarihi maddiyetçilik", "merkezleşme" konuları (mevzuları) bize bütün bir insanlık tarihinin kavramını (mefhumunu) anlatıyor; hele "sınıf kavgaları", hele bu konu!

Bana göre Marx'ın felsefesi bir mihenk taşına benziyor; tarih ona vuruldukça insanlığın bahtı görülüyor; insanlığın uzun ve derin asırlar içinde saklanan kara bahtı!..

Marx felsefesi karanlıklarda kalan gerçeklerin (şeniyetlerin) üstüne tutulmuş bir projektördür. Bunsuz tarihi anlamak ve görmek yolunu ben bulamadım. 

*

Kapital, Marx'ın bu büyük izeri (eseri) bütün dillere çevrildi. Onu bizim dilimizde ne zaman okuyacağız? Ne zaman göreceğiz?

Bütün bunlar için Marx edebiyatının dilimize çevrilmesini istiyorum. Ve bu çevirme sağa veya sola doğru bulanık sularda balık avlamak isteyenlerin takkesini düşürecektir. Ortada hak ve gerçek egemen olacaktır.

*

Bizde Marx'tan söz açılınca hemen komünistlik hatıra gelir. Bu kadar telaşa hacet yok!

Marx'ın filozofluğu iktisatçı yönünden çok üstündür. Ve onun bilinmemesi kültür bakımından bir eksiktir; büyük bir eksik! Hele devletçi bir rejimde!..

*

Clemenceau gibi milliyetçi bir adam Marx hakkında şunları söyledi:

"Ben cumhuriyetçi ve demokrat doğdum; böyle öleceğim. Fakat, demokrasinin beslenmesi gereken zayıf yerlerini Marx'tan öğrendim."(3)

*

Marx komünisttir. O, modern komünizmin babasıdır.

Fakat onun, ateşten okları andıran ballı eleştirileri olmasaydı, benci (hodbin) liberal demokrasinin yerinden kıpranacağı yoktu. Belki hiç kıpranmayacak, olduğu yerde çürüyecek ve çökecekti.

Bu korkunç çöküntünün altında göyünlü (mustarip) insanlık bir daha, baştanbaşa bir daha ezilecek, bu eziliş tarihe yeniden bir dönüm noktası sayılacaktı.

Marx'ın birer alevden şamarı andıran eleştirileri olmasaydı, o, bu şamarlarını liberal demokrasinin kızarmayan suratına indirmeseydi, insanlık ve demokrasi kim bilir daha ne günlere kadar demagogların elinde, liberal kapitalistlerin uşakları elinde inim inim inleyecekti?

Kim bilir?!

Büyükada, Temmuz 1935
Mahmut Esat Bozkurt

* Tan, 26 Temmuz 1935, No: 95-3398, s.1, 5. Ayrıca bkz. Mahmut Esat Bozkurt, Toplu Eserler IV, Yay. Haz. Doç. Dr. Şaduman Halıcı, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2015, s.76-78.

(1) Fransızcası: Correspondance K. Marx-F. Engels, 4 : La guerre de Crimée, 1854 à 1856, Paris, 1932.

(2) Fransızcası: Karl Marx, La guerre russo-turque, Paris, 1929.

(3) Sur la démocratie. Neuf conférences de Clemenceau, Rapportées par Maurice Ségard, Paris, 1930.

SOLİTİRAZ.COM

Facebook'ta Sol İtiraz