18 Haziran 2019 Salı

Devrimci Yön

19 Mayıs: Mücadele mi uzlaşma mı? / Mustafa Yalçıner

19 Mayıs: Mücadele mi uzlaşma mı? / Mustafa Yalçıner
22 Mayıs
00:00 2019

Biliniyor, Kurtuluş Savaşı, M. Kemal’in Samsun’a çıktığı tarih olan 19 Mayıs 1919’da başlamadı. Öncesi var.

Milli mücadele, Erzurum’da Nene Hatun, Maraş’ta Sütçü İmam, Ege’de Demirci ve diğer efeler direniş ateşini yaktıklarında başlamıştı. İzmir’de Hasan Tahsin işgalci Yunan askerlerine Halkapınar’da ilk kurşunu attığında, Çerkes Ethem’in süvarileri yalın kılıç at koşturduklarında Kurtuluş Savaşı’nın alevleri ülkeyi sarmıştı. Çeteleriyle Kuvayı Milliye komiteleri çoktan kurulmuştu.

Zorba kanlı Sultan II. Abdülhamid’in kardeşi vatan haini Vahdettin’le Osmanlı Mondros Mütarekesini imzalamış, teslim olduğu İngiliz emperyalizminin himayesine sığınmıştı. Osmanlı ordusu silahtan arındırılarak dağıtılmıştı.

Bu ordudan arta kalanlar arasından Osmanlı’nın kabul ettiği esareti kabullenmeyen çıktı. Başlarında M. Kemal olan milliciler, Anadolu’ya geçerek, bağımsızlık savaşına katıldılar.

Şüphesiz katılmakla kalmadılar, ona şekil de verdiler. Bilgiliydiler, emperyalist karakterli savaşlarda pişmişler, tecrübe kazanmışlardı. Örgüt yetenekleri gelişkindi, hepsi birer örgütçüydüler. Dağınık Kuvayı Milliye güçlerini toparlayıp mücadeleyi tek bir hedefe yöneltmede küçümsenmez katkıları oldu.

En ileri bilinç ve örgüt düzeyini temsil ediyorlardı ve savaşa damgalarını vurdular, savaşa önderlik ettiler. Kurtuluş Savaşı, onların burjuva nitelikli üst tabaka devrimciliğiyle, örneğin bir köylü-toprak devrimiyle birleşerek demokratik bir devrim olarak ilerlemese bile, bağımsızlığın kazanılmasıyla sonuçlandı.

Sonrası, yani milli devrimin bir karşı devrime dönüşmesiyle Türkiye’nin işbirlikçi tekellerin egemenliğinde bir NATO ülkesi olarak yeniden emperyalizmin güdümüne girmesi bir yana, 19 Mayıs da içinde, Kurtuluş Savaşı, tartışmasızdır ki, emperyalizm ve işbirlikçileriyle bir hesaplaşmadır.

Milli burjuvazinin iktidarı, evet, işçilerin, köylülerin, ezilen ulusların değil, onların sömürü ve baskı altında tutuldukları bir düzenin egemenliği olmuştur. Ama bu Kurtuluş Savaşı’nın antiemperyalist bir niteliğe sahip olduğu gerçeğini değiştirmez. Savaşın M. Kemal’in de onayladığı sloganı, “Ya İstiklal Ya Ölüm”dü!

EVRENSEL.NET'TEKİ YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN...

solitiraz.com

 


Facebook'ta Sol İtiraz