06 Aralık 2019 Cuma

Devrimci Yön

İran’ın Millî Güvenliği ve Güney Azerbaycan Jeopolitiği / Babek Şahit

İran’ın Millî Güvenliği ve Güney Azerbaycan Jeopolitiği / Babek Şahit
21 Haziran
00:00 2019

Solitiraz.com olarak "Barzani" yanlısı siteden "İslamcı" sitelere kadar değişik sitelerden okurlarımızı bilgilendirecek, konuyla ilgili -bizim cenahın genelde ilgilenmediği- ilginç bilgileri, bakış açılarını içeren yazılara da yer veriyoruz. Babek Şahin'in yazısı da İsrail'in Azerbaycan'daki gücüne dikkat çekmesinin yanında İran Türkiye arasına Kürt nüfus yerleştirme projelerine kadar değişik ilginç projeksiyonlarda birinci elden bilgiler veriyor; dikkat çekmek istedik. İran'a ABD emperyalizminin aşağılık tehditlerini ise özellikle Güney Azerbaycanlı Türkler dahil tüm İran halkının başarıyla püskürteceğine ve emperyalizmi alaşağı edeceğine zerre kadar şüphemiz yoktur.


İran’ın kuzeybatısını kapsayan ve gayri resmî siyasal literatürde Güney Azerbaycan terimiyle ifade edilen bölge İran’ın millî güvenliği açısından farklı yönlerden farklı önemlilikler arz etmektedir. Bu önemlilikler iç ve dış faktörlerden kaynaklanarak eyaletten eyalete de çeşitlilik göstermektiler. Nitekim bazı yönlerden bir eyalete özgü olan faktörler bazı yönlerden de Güney Azerbaycan coğrafyasının tüm bölgeleri için geçerli olmaktadır. Örneğin bir siyasal-toplumsal söylem olarak yükselmekte olan Türk milliyetçiliği Güney Azerbaycan coğrafyasının tüm bölgeleri için geçerli iken İran’ın komşu ülkelerine yönelik tekil stratejileri kapsamında ele alınan kaçakçılık ile mücadelenin nitelikleri ve içerikleri tek bir eyalete özgü olmaktadır. Güney Azerbaycan’da etno-milliyetçiliği etkileyen faktörler iç ve dış faktörler olarak ikiye ayrılmaktadır.

Güney Azerbaycan’ın komşu olduğu ülke ve bölgelerin siyasal durumu ve dış politikalarının bölge insanına yönelik etkileri dış faktör olarak hesap edilmektedir. Bunun yanı sıra Güney Azerbaycanlıların sınır bölgelerde yaşaması, bölgenin özel coğrafî koşulları, ekonomik geri kalmışlığı, refah oranının düşük olması, coğrafî tecrit, Tahran yönetiminin bu bölgeye yönelik güvenlikçi bakış açısı, yerel etnikler arasındaki etnik merkezli rekabet ve etno-milliyetçi elitlerin faaliyetleri en önemli iç faktörlerdir.

 İran devlet zihniyeti açısından bölge güvenliğini tehdit eden faktörlerin başında bölge halkının salt etnik çoğunluğu oluşturan Türk etniği içinde yükselmekte olan etno-milliyetçi duygular ve bölgede azınlık statüsünde olan Kürt etniği içinde silahlı örgütlerin faaliyet alanı ve taban bulması gelmektedir. İran devlet zihniyetine göre Güney Azerbaycanlıların kitlesel psikolojisi ülke-ötesi faktörlerden etkilenmektedir ve bölgedeki siyasal değişimler Türk ve Kürt etniklerini harekete geçirebilir.

Bu bağlamda Güney Azerbaycan coğrafyasının salt çoğunluğunu oluşturan Türk eniği içinde yükselmekte olan Türk milliyetçiği ve Türkçü-Turancı duygular İran’ın ideolojik omurgası ve kültürel varoluşunun belkemiğini oluşturan Fars milliyetçiliğine ters düşmektedir. İran’da Türk milliyetçiliğinin sosyo-kültürel taban bulmasında, SSCB’nin dağılmasıyla İran’daki Azerbaycan Türkleriyle sınırdaş olan Azerbaycan Cumhuriyeti adıyla bir devletin kurulması, Karabağ Savaşı’nda İran devletinin Ermenistan’ı desteklemesi, İran’daki hâkim siyasî Şiilik ideolojisinin devlet yönetimindeki başarısızlığı, İran yöneticilerinin Şii mezhepçiliği adı altında Fars milliyetçiliği güdümlü hareket etmeleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik değerlerle kalkınması ve Türkiye’nin cazibe merkezi haline gelmesi, Türk Birliği düşüncesinin yaygınlaşması ve Türk Dünyası kavramının giderek pekişmesi, 1979 Devrimi sırasında halka verilen vaatlerin yerine getirilmemesi, Tahran’ın Güney Azerbaycan bölgesi ile çevre bölge muamelesi yapması ve ekonomik yatırımların önemli bir bölümünün merkezi eyaletlere yönlendirmesi ve İran Türklerinin kültürel anlamda ötekileştirilmesi en önemli etkenlerdir.

Güney Azerbaycan’da aktif olan siyasal aktörlerinin söylemi ve halkı harekete geçirebilen sosyo-kültürel faktörler incelendiğinde Türk milliyetçiliği söyleminin önemli bir aktör haline geldiği gözlemlenmektedir. Son yıllarda Güney Azerbaycan’ın büyük kentleri olan Tebriz, Urmiye, Erdebil ve Zencan başta olmak üzere çeşitli kentlerde gerçekleşen protestolar, bu protestolarda kullanılan sloganlar ve protestoların temelindeki nedenler Türk milliyetçiliğinin öncü bir toplumsal söylem haline geldiğini göstermektedir.

Nitekim Güney Azerbaycan coğrafyasında yapılan genel ve yerel seçimlerde adayların vaatleri ve legal siyasal akımların toplumda taban bulmak için üzerinde durdukları sorunların içeriği Türk milliyetçiliğinin resmi söyleme kadar yükseldiğini de göstermektedir.

İran devlet zihniyetine göre Türk milliyetçiliği Türkiye ve Azerbaycan cumhuriyetlerine İran içinde yumuşak savaş yürütme imkânı sunmaktadır. İran uzun yıllar boyunca bölge Türklerini Farslaştırmak istemekle bu tehdidi ortadan kaldırmak istemiştir. Ancak bu politikanın başarısız kalması alternatif çözüm yolları arayışını kaçınılmaz kılmıştır. Bu konuyla ilgili İran’da yapılan akademik çalışmalarında vurguladığı gibi İran’ın kapsamlı bir stratejisi bulunmamaktadır ve güncel koşullara uygun tepkisel hareket etmektedir ve sorunun çözümüne dair kapsamlı bir stratejiden yoksundur. İran devlet yöneticileri içinde anlaşmazlık konusu olan Türklük meselesi kimi yöneticilere göre bölge Türklerinin etnik haklarının temin edilmesiyle çözülecektir, kimilerine göre de böyle bir süreç sahaya sürüldüğü takdirde bu sorun daha da derinleşmesine sebep olacaktır.

Güney Azerbaycan coğrafyası sakinleri arasında yaygın olan bir kanıya göre Tahran yönetimi ülkenin ulusal kaynaklarını eşit bir şekilde ülke geneline dağıtmamaktadır ve merkezî eyaletlere daha çok yatırım yapmaktadır. Bu da Güney Azerbaycan’da yer alan eyaletlerde refah oranının düşük olmasına sebep olmuştur ve merkezî eyaletler kalkınırken Güney Azerbaycan’ın eyaletleri geri kalmışlığa mahkûm edilmiştir. Bu iddia Güney Azerbaycanlı milletvekilleri ve yerel yetkililer tarafından da sıklıkla dile getirilmektedir. Bölgedeki kolektif kanıya göre Güney Azerbaycanlılar, Türk etniğine mensup olduklarından dolayı Tahran yönetimi tarafından ayrımcılığa maruz kalmışlar ve yatırımların önemli bölümü Fars etniğinin yaşadığı bölgelere yönlendirilmiştir.

İran’ın resmi kurum ve kuruluşlarının yayınladığı istatistikler de bu iddiayı kuvvetlendirmektedir. Güney Azerbaycan eyaletlerinin kalkınma endeksleri merkezi eyaletlerin kalkınma endeksleriyle kıyaslandığında bu eyaletlerin merkezi eyaletlere göre geride kaldığını göstermektedir. Örneğin Güney Azerbaycan eyaletleri içinde en gelişmiş eyalet olarak bilinen Doğu Azerbaycan eyaletinin 2013 yılındaki insanî kalkınma endeksi İran eyaletleri içinde 15.sırada ve iş yapma endeksi 21.sırada yer almış, verimlilik düzeyi ve kişi başına düşen geliri İran ortalamasının altında olmuştur (Cebbarzade, 2015: 206). Ayrıca Doğu Azerbaycan eyaleti 2011 yılında 0,642 kişi başına düşen gelir endeksiyle İran eyaletleri içinde 17.sırada yer almış, yaşam standardıyla ilgili rakamlar ülke ortalamasının %19 altında olmuştur. Buna ek olarak 2011 yılında Doğu Azerbaycan eyaletinin şehirli aileleri için gelir gider arasındaki fark %15 iken ülke ortalaması %7 ve köylü aileler için %24 iken ülke ortalaması %5 olmuştur. Bu da Doğu Azerbaycan eyaleti ailelerinin ülke geneliyle kıyasla daha zor koşullarda yaşadığını göstermektedir.

Güney Azerbaycan eyaletlerinin bu ekonomik geri kalmışlığı bölge insanı tarafından geri kalmışlıktan daha ziyade geriye itilmek olarak algılanıp merkez ile zihnî kopuşu derinleştirmektedir. Bölgedeki kolektif kanıya göre Tebriz kenti İran çağdaş tarihinin önemli ticarî ve ekonomik merkezlerinden biri olmuştur. Ancak Tahran yönetiminin merkeziyetçi politikalarından dolayı geriye itilip, çevre bölge muamelesi görerek yoksullaştırılmıştır.

Güney Azerbaycan’da Türk milliyetçiliğinin yükselişine neden olan diğer etken Tahran yönetiminin bölgeye yönelik uyguladığı kültürel ve asimilasyon politikaları ve Türk etniğinin bu politikalara verdiği tepkidir. Tahran yönetiminin Doğu Azerbaycan eyaleti Türklerine yönelik uyguladığı asimilasyon politikası kimlik inkârı ve toplumsal aşağılama yöntemiyle yapılarak toplumsal refleksle karşılaşıp tepkisel milliyetçiliğe yol açmıştır. Yani Doğu Azerbaycan eyaleti Türkleri içinde yaygınlık kazanan Türk milliyetçiliği daha çok Fars milliyetçiliğine tepki olarak gelişmiştir.  

Son yüz senede İran yöneticileri bölge Türklerini asimile etmek amacıyla Azerilik Teorisi üzerinden Türk kimliğini inkâr etmeye çalışmışlar. Bu teoriye göre İran’ın kuzey batısında yaşayan Türkler aslında Türk olmayıp Aryan ırkının bir kolu olan ve Azerice konuşan halktan meydana gelmiştir. Azerice de eski çağ Pers dili olan Pehlevi dilinin bir şivesi olmuştur. Orta Asya Türklerinin Selçuklu devleti döneminden beri bölgeye yerleşmesi bölge halkını Türkleştirmiştir. Buna paralel olarak İran resmi tarihçiliği Türk imajını barbar, vahşi ve medeniyetsiz bir etnik olarak sunarken Persleri yüksek medeniyete sahip bir etnik olarak göstermiştir. Böylece İran’ın kuzey batısında yaşayan Türklere, Türk kimliklerini bırakmalarını ve gerçek soyları olan Azeriliğe dönmeleri tavsiye edilmiştir. Buna ek olarak İran’ın resmî televizyon kanalları, basın organları ve sinema filmlerinde Türk karakterinin aşağılanması Türkler ve devlet arasındaki ilişkiyi zedelemiştir. Ayrıca İran’ın toplumsal hayatında Türk etniğinin zekâsıyla alay eden ve Türklerin zekâ seviyesinin düşük olduğunu anlatan fıkraların yaygınlık kazanması Türk-Fars etniği arasında ayrışamaya neden olmuştur. Yani İran’daki Türk milliyetçiliğin yükselişi bir taraftan devletin resmi asimilasyon politikalarına itiraz olarak gelişirken diğer taraftan Fars etniğinin üstenci bakış açısına tepki olarak gelişmiş, hem devlet-toplum ilişkisini zedelemiş hem de etnik nefrete yol açmıştır. Kısacası İran’ın Türkleri Farslaştırma politikası Türkleri asimile etmekte başarısız olmuş, tepkisel Türk milliyetçiliğinin yaygınlaşmasına neden olarak Türklerin toplumsal refleksiyle karşılaşmıştır.

Bu iç faktör ile birlikte Türkiye ve Azerbaycan cumhuriyetlerinin kültürel hegemonyası ve yumuşak gücü İran Türkleri ve Güney Azerbaycanlıları içinde Türk kimliğinin ön plana çıkmasında önemli etken olmuştur. Bu kültürel hegemonyanın temelinde Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti medyasının yumuşak gücü yatmaktadır. Türk medyasının İran’ın millî güvenliği için oluşturdukları tehditler İran’ın resmi ideolojisine karşı olan Batılı yaşam tarzının bölgede yaygınlaşması, Türklük bilincinin artışı ve İran Türklerinin İran’a bağlığının temelini oluşturan mezhebin ikinci sıraya itilmesi, İran kamuoyunda Türkiye’deki yönetim sisteminin bir model haline gelmesi ve İslam Cumhuriyeti yönetim sistemi modelinin zayıflaması, İran Türkleri özellikle İran’ın siyasal dengeleri açısından önemli bir kent olan Tebriz kenti ahalisinin toplumsal psikolojisinin Türk Dünyası’na yakınlaşması ve böylece Türk-Fars dayanışmasının zayıflaması, İranlılık yurt bilincinin azalması ve Güney Azerbaycan Türklerinin toplumsal psikolojisinin Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyeti Türkleri başta olmak üzere sınır ötesi Türklerden etkilenmesidir. İran Türklerinin Tahran yönetimi tarafından ötekileştirmesi, resmî basında aşağılanmaları, Tahran’ın kültürel mühendisliği projesinin amacı olan İran İslam Cumhuriyeti’nin ideolojisine uygun olan tek tip insan modelinin oluşturmasındaki başarısızlığı ve yerini laik değerlerle öne çıkan çağdaş insan modelinin alması ve İran Türklerinin Fars etniği tarafından üstenci bakışa maruz kalarak ötekileştirildikleri halde Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti basının İran Türklerinin kimliksel varlığına sahip çıkması İran Türklerinin Türk medyasından ciddî şekilde etkilenmelerinin temelindeki önemli faktörlerdir.

Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İran Türkleri üzerindeki kültürel hegemonyası medyatik ağırlığa sınırlı kalmayıp bilimsel ve entelektüel hegemonyadan da etkilenmektedir. Bu bağlamda her ne kadar Tahran yönetiminin İran Türklerine yönelik sert ve direkt asimilasyon politikaları başarısız kalsa da yumuşak ve dolaylı asimilasyon politikaları özellikle de tarih bilincini oluşturan entelektüel çabaları son dönemlere kadar başarılı olmuştur. Yani İran’a bağlılık duyan ve kendilerini her şeyden önce İranlı bilen İran Türkü entelektüeller ve yazar okur kısmı İran’ın Farslaştırma politikalarının ürünü olmaktan ziyade İran’ın resmî tarihçiliğinin ürünü olmuşlar. Bu da büyük ölçüde İran’da yayınlanan Oryantalist ve Batı menşeli kitap ve kültür ürünlerinin etkisinden kaynaklanmaktadır. İran’da İran Türklerine yönelik yayınlanan birçok kitap ve çalışmanın ortak amacı Türk imajını aşağılamaktan ziyade İran Türklerini tarih boyunca İran’ın koruyucuları, Osmanlılara karşı savaşan etnik grup, etnik farkındalığa bakmayarak Ehl-i Beyt sevdalıları ve İran tarihindeki Türk devletleri ve büyük şahsiyetleri örnek göstererek Fars dil ve edebiyatına gönüllü hizmetçileri olarak göstermiştir. İran’ın resmî tarihçiliğinin bu entelektüel çabası İran Türklerinin tarihiyle seçici davranarak bu vizyona hizmet edecek olaylar ve kişileri abartılmış ve millî kahraman olarak ilan edilirken bu vizyona ters düşen olaylar ve kişiler ya boykot edilmiş ya da karalanmıştır. Bu bağlamda Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyetlerinde İran; bölge ve Türk Dünyası tarihiyle yayınlanan akademik ve bilimsel çalışmaların Farsça ya da Güney Azerbaycan Türkçesine tercüme edilerek İran’da yayınlanması ve İran Türkleri tarafından okunması İran Türklerinin Türklük bilincinin yükselmesinde önemli rolü vardır. Zira bu çalışmaların birçoğu bir yandan İran resmî tarihçiliğinin bel kemiğini oluşturan Büyük İran propagandasını çürüterek diğer yandan kimlik krizi yaşayan İran Türklerine bilimsel malzeme sunarak İran Türkü entelektüellerini etkilemektedir.

Bunlara ek olarak Güney Azerbaycan’da Türklük bilincinin yükselişinde ve İran Türklerinin kamuoyunda Tahran’ın İslam birliği ve Müslüman kardeşliği propagandasını sorgulayan olayların başında İran İslam Cumhuriyeti’nin Karabağ savaşındaki tutumu gelmektedir. İran Türklerinin kamuoyundaki genel bir kanıya göre İran devleti Karabağ savaşında Azerbaycanlı Şii Türklerinin katliamına duyarsız kaldı ve Ermenistan’ın yanında yer almayı tercih etti. Karabağ savaşındaki yaşanan olaylar Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan ile uzun sınır hattına sahip olan ve Karabağ’ın Şii Türklerinin Ermeniler tarafından katledilmesine yakından şahit olan Güney Azerbaycanlılarca daha da açık bir şekilde hissedilmiş, toplumsal psikolojilerini derinden etkilemiştir. İran İslam Cumhuriyeti’nin Azerbaycan Cumhuriyeti Türklerinin katliamına duyarsız kalması İran’daki Azerbaycan Türklerinin Tahran ile ruhsal kopuşuna yol açan ilk ve önemli olaylardan biri olmuştur. Bunun neticesinde İran’ı Şii dünyasının merkezi olarak görüp İslami duygularla Tahran’a bağlılık duyan birçok Azerbaycan Türkü, İran yöneticilerinin dile getirdikleri ülkülere kuşkuyla bakmaya başlamıştır.

İran’ın millî güvenliği açısından Güney Azerbaycan jeopolitiğini önemli kılan bir diğer husus bu coğrafyanın batısında aktif olan etno-milliyetçi silahlı örgütlerdir. Büyük Kürdistan Projesi ya da Kürt milliyetçiliği çerçevesinde faaliyet gösteren bu örgütler ülkenin kuzeybatısının istikrarı açısından oldukça önemli bir faktördür. Bazı iddialara göre İran Kürtlerinin toplam nüfusu 4.585.000 kişidir. Bu da İran nüfusunun %7’sine tekabül etmektedir. Büyük Kürdistan projesine göre Büyük Kürdistan haritası İran, Türkiye, Suriye ve Irak topraklarının bazı bölümlerine içine alarak 409,560 km² alanı kapsamaktadır. Bu alanın 124,950 km²’si ise İran’ın kuzey batı topraklarında yer almaktadır (Hafızniya 2009: 11).

Güney Azerbaycan coğrafyasının batı bölgelerinin özel coğrafî koşulları bazı silahlı ve terör örgütlerine bu bölgeye yerleşmeye müsait bir zemin hazırlamıştır. Bu bölgeler genellikle geçişi zor olan yüksek dağlar ve derin derelerle çevrilidir. Bu sebeple bazı silahlı ve terör örgütleri bölgedeki dağlar, dereler ve mağaraları sığınak ve üs olarak kullanmaktadır. Bölgenin bu coğrafî koşulu İran silahlı kuvvetlerine ciddi sorunlar yaşatmaktadır ve teröristlerin takibi ve barınaklarının imhasını zorlaştırmaktadır. Sınırında aktif olan örgütler bölgenin stratejik noktaları, geçitleri ve güzergâhlarını detaylı bildiklerinden ötürü kolaylıkla İran güvenlik güçlerine saldırılar düzenleyip kaçabiliyorlar. Sınır bölgelerinde etno-milliyetçi silahlı ve terör örgütlerine ait sığınak, barınak ve gizli üslerini bulmak güvenlik güçlerinin önündeki en önemli sorundur.

Sınırın özel geometrik şekli bu sorunu daha da zorlaştırmaktadır. İran’ın Türkiye ve Irak ile olan sınırının geometrik şekline dikkat edildiğinde sınır hatların askerî açıdan genişletilmesine uygun olmadığı görünmektedir. Sınırın yüksek içbükey ve dışbükeye sahip olması doğal sızma güzergâhları oluşturmuş, bölgedeki sınır karakolları, DMO karargâhları ve ordu üslerinin stratejik ve savunma derinliğini en düşük seviyeye indirmiştir. Günümüzde Güney Azerbaycan’ın batı bölgesinde 6 etno-milliyetçi silahlı ve terör örgütü İran rejimi ile mücadele etmektedir. Bu örgütlerin her biri Güney Azerbaycan coğrafyasının farklı bölgelerinde etkin ve aktiftirler. Ayrıca İran’ın kuzeybatı sınırlarından yapılan silah, uyuşturucu, insan ve mal kaçakçılığında da önemli rolleri vardır. İran Kürdistan Demokratik Partisi (İKDP), Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), İran Kürdistan’ı Devrimci Emekçiler Örgütü (Komole), İran Kürdistan’ı Mücadele (Xebat) Örgütü, Azad Kürdistan Partisi (PJAK) ve Kürdistan Özgürlüğü Partisi (KÖP) örgütleri Güney Azerbaycan coğrafyasında aktif olan etno-milliyetçi örgütlerdir.

Güney Azerbaycan’ın batı kısmının toplumsal düzen ve sosyal hareketliliğini etkileyen bir diğer unsur bölgede yaşayan etnikler arasındaki rekabet ve bazen nefret derecesine de varan çekişmedir. Bölgedeki genel kanıya göre Tahran yönetimi herhangi bir nedenden dolayı düşerse ve bölgede otorite boşluğu yaşanırsa bölgenin sosyal ve siyasal sahnesi etnik çatışmaya şahit olacaktır. Bu kanının temelindeki en önemli nedenler otorite boşluğu yaşandığı takdirde silahlı ve terör örgütlerin güvenlik şemsiye bularak sahaya inmeleri olasılığı, bölgenin çağdaş tarihinde yaşanan etnik savaşlar, bölgenin tarihsel belleği ve bunlara ek olarak Suriye’nin kuzeyi ve Kuzey Irak’ta son yirmi yılda yaşananların Güney Azerbaycan’da da tekrarlanma olasılığı korkusudur.

Güney Azerbaycan coğrafyasının Azerbaycan Cumhuriyeti ile sınırı olan kuzey bölgeleri bölgesel jeopolitiğin dış faktörleriyle ilintili olarak daha fazla önem arz etmektedir. Bu bağlamda SSCB döneminde İran’ın kuzey sınırları en güvenilir sınır hattı olmuştur. Fakat SSCB’nin dağılması bölgenin jeopolitik profili ve güvenlik tercihlerini değiştirmiştir. Bu bağlamda İsrail’in Güney Azerbaycan coğrafyasının sınırına yakın Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında kurduğu casusluk istasyonları, ABD’nin Azerbaycan Cumhuriyeti ile enerji alanındaki ilişkileri, Azerbaycan Cumhuriyeti ve NATO işbirliği, Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Türkçü-Turancı politikaları ve Büyük Azerbaycan propagandası, Karabağ meselesi ve Azerbaycan Cumhuriyeti-Ermenistan çatışmasının bölgeye yansımaları ve sınırdan yapılan kaçakçılık ve izinsiz geçişler İran’ın millî güvenliği açısından en önemli tehdit unsurlarıdır. 

Azerbaycan Cumhuriyeti, İsrail ile yakın ilişkisi olan ender Müslüman ülkelerden biridir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İsrail ile olan yakın ilişkisi İran devlet yöneticilerinin dikkate aldığı önemli konulardandır. İranlı yetkililerin birkaç defa dile getirdiği ve İran basınında da yer aldığı bir iddiaya göre İsrail devleti Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarını kullanarak İran’dan casusluk yapmaktadır.

İran basınında yayınlanan bir habere göre İsrail Hava ve Uzay Sanayi Şirketi (IAI) 2012 yılında 1,6 Milyar ABD Doları değerinde savunma füzeleri ve insansız hava araçlarını Azerbaycan Cumhuriyeti’ne satmıştır. Ayrıca İsrail devletine ait olan HERMES450S insansız hava araçları Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarını kullanarak bölgede uçmaktadır. İran basının iddiasına göre Azerbaycan Cumhuriyeti, İran sınırının 500 KM uzaklığında bulunan Sitalçay Hava Üssü’nü İsrail devletinin kontrolüne vermiştir ve bu hava üssü İsrail savaş uçaklarının bölgedeki merkezi üssüdür. İran’a göre İsrail devleti bu hava üssünü İran’a yönelik muhtemel saldırısında kullanacaktır ve İsrail’e ait birçok casus İHA bu üsten kalkmaktadır.

İsrail’in İran sınırlarındaki casusluk faaliyetleriyle ilgili İran basınında en çok yankı bulan proje ise MOSSAD’ın Moşav projesi olmuştur. Bu projeye göre İsrail devleti Doğu Azerbaycan eyaletinin sınırına yakın Lenkeran, Masalı, Şerur ve Babek bölgelerinde mekanize tarım bölgeleri oluşturmuş ve bu bölgelerde tarımcılık faaliyeti adı altında tarlalarda kurduğu dinleme istasyonları vasıtasıyla İran’ın cep telefon hataları ve askerî birliklerinin telsiz konuşmalarını dinlemektedir(13).

Azerbaycan Cumhuriyeti ve İsrail arasındaki güvenlik ilişkilerinin bir diğer boyutu Magal Güvenlik Şirketi’nin Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki faaliyetleriyle ilgilidir(14). İran basınında yer alan iddialara göre İsrail merkezli olan bu şirket Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in güvenlik ekibini eğitmekten sorumludur. Ayrıca Azerbaycan Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanlığına ait güvenlik sistemlerinin alt yapısı bu şirket tarafından yapılmıştır. Ayrıca Azerbaycan Cumhuriyeti Hava Yolları, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Azerbaycan Cumhuriyeti için stratejik önem taşıyan benzer işletmelerin güvenliğinin büyük bölümü bu şirkete verilmiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti yetkilileri İran’ın bu iddiasını yalanlayıp kara propaganda olduğunu söylemektedirler. Ancak Magal Güvenlik Şirketi’nin açıkladığı gelir bilançosunda ve internet sitesinde yayınlanan bilgilere göre Azerbaycan Cumhuriyeti’nde aktif olduğu yazılmaktadır. Kısacası İran-Azerbaycan Cumhuriyeti ilişkilerinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İsrail devletiyle yakın güvenlik ve istihbarat ilişkisi İran’ı rahatsız etmektedir. İran’a göre İsrail devletinin Doğu Azerbaycan eyaletinin sınırına yakın bölgelerdeki casusluk faaliyetleri İran millî güvenliğini tehdit eden önemli faktörlerdendir.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin süper güçlerle ilişkileri ve bu ilişkiler üzerinden İran’a gelebilecek tehditler İran’ın dikkati merkezi olduğu bir diğer dış tehdit faktörüdür. Bu bağlamda Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ABD ile ilişkileri ve NATO ile olan işbirliği İran için daha çok önem arz etmektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ABD ile ilişkileri tam bir stratejik ittifak olmamasına rağmen enerji politikaları açısında önem taşımaktadır. İki devlet arasında yapılan stratejik anlaşamaya rağmen Azerbaycan Cumhuriyeti devleti ABD devletine kuşkuyla bakmaktadır. Bunun da başlıca nedenleri ABD’nin Azerbaycan Cumhuriyeti iktidarının muhaliflerini desteklemesi, ABD merkezli basın organları ve STK’ların insan hakları konusunda Azerbaycan Cumhuriyeti’ne baskı yapmaları ve ABD devlet yetkilerinin Ermeni lobisine yakınlıkları ve Karabağ meselesi konusunda Azerbaycan Cumhuriyeti devletine yeterince destek vermemeleridir.

Azerbaycan Cumhuriyeti devletinin ABD’ye bu kuşkulu bakış açısına ek olarak Rusya’nın Azerbaycan Cumhuriyeti üzerindeki etkisi Azerbaycan Cumhuriyeti’ni tamamen ABD’nin yanına geçmesini engellemektedir. Buna rağmen ABD-Azerbaycan Cumhuriyeti ikili ilişkileri enerji alanında istikrarlı bir süreç içinde ilerlemektedir. İran’a göre ABD’nin Azerbaycan Cumhuriyeti’nin enerji sektöründe aktif olmasından amacı Avrupa’nın bölgedeki nüfuzunu azaltmak, İran’a karşı baskı kurmak ve bunu Rusya ile siyasal alışverişe çevirip Rusya’ya karşı denge unsuru olarak kullanmaktır.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin NATO ile işbirliği ve NATO’nun Azerbaycan Cumhuriyeti üzerinden bölgede aktif olamaya çalışması İran’ın millî güvenliği açısında Doğu Azerbaycan eyaletinin sınırlarından gelebilecek tehdit unsuru olarak algılanmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin NATO ittifakıyla ilişkisi 1992 yılında Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi (NACC) üyesi olmakla başlamış, ardından 1994 yılında NATO’nun Barış İçin Ortaklık (PFP) projesi ve 2002 yılında NATO Parlamenter Asamblesi’ne katılmakla ciddiyet kazanmıştır. İranlı uzmanlara göre NATO’nun Azerbaycan Cumhuriyeti ile işbirliğinin temelinde Rusya’yı dengelemek, Hazar Denizi’ne açılmak, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İran ile olan uzun sınırını kullanarak İran üzerindeki baskıları artırmak ve Orta Asya coğrafyasında daha çok etkin olmak vardır. İran’ın devlet zihniyetine göre NATO’nun İran’ın kuzey batı sınırlarındaki varlığının artması İran için askerî ve güvenlik problemlerine yol açmaktadır (Mirmuhammedi 2006: 455).

Güney Azerbaycan jeopolitiğinin bir başka önemli faktörü bu coğrafyanın sınırından yapılan silah, insan, mal ve uyuşturucu kaçakçılığıdır. Özellikle de uyuşturucu ve insan kaçakçılığı İran’ın sosyo-ekonomik düzenini etkilemekle birlikte komşu ülkelerin de soyo ekonomik ve toplumsal güvenliğini de etkilemektedir. İran’ın mevcut sıkıntılı ekonomik durumu, verimsiz bürokratik yapısı ve bölgesel refahın düşük olması kaçakçılığı daha da şiddetlendirmektedir. Bu bağlamda Güney Azerbaycan sınırları Afganistan’da üretilen uyuşturucunun transit yolu olarak kullanılmaktadır. İran üzerinden Batı’ya transit olan uyuşturucunun önemli bir bölümü Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nden geçmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin sınır bölgelerde yaptığı sıkı denetim ve uyuşturucu ile ciddî mücadelesi Azerbaycan Cumhuriyeti sınırlarını uyuşturucu kartelleri için cazip hale getirmiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti devletinin birkaç defa dile getirdiği bir iddiaya göre İran devleti İran-Azerbaycan Cumhuriyeti sınırlarından yapılan uyuşturucu kaçakçılığıyla ciddî mücadele etmemektedir. Bu da bölgeyi uyuşturucu mafyalarının faaliyet alanına çevirmiştir. Öte yandan Azerbaycan Cumhuriyeti sınırlarından yapılan izinsiz geçişler ve sınırda yaşayan halkın benzin, mazot ve gıda ürünlerini Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’ne kaçak bir şekilde sokması bölgenin ekonomik düzenini tehdit etmektedir.

Güney Azerbaycan coğrafyasının kuzey sınırları Hazar Denizi’ne yakınlığı sebebiyle de özgül öneme sahiptir. İran’ın millî güvenliği açısından Güney Azerbaycan coğrafyasının Hazar Denizi’ne yakınlığı ve Astara kenti üzerinden Hazar Denizi’ne bağlanması önemli bir meseledir. Bu önem Hazar Denizi’nin jeostratejik konumundan kaynaklanmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığından 30 seneye yakın bir zaman geçmesine rağmen hâlâ İran ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin deniz sınırı net ve detaylı bir şekilde belirlenmemiştir. Bu da Hazar Denizi’nde bulunan çeşitli petrol ve doğal gaz kaynakları ve her iki ülkenin bu kaynakları sahiplenmesi niyetinden kaynaklanmaktadır. İran devletinin iddiasına göre Hazar Denizi’nin çevre ülkelerinin arasında yapılan anlaşmaya rağmen İran’a Hazar Denizi’nden düşen payı en az %20’dir. Ancak Türkmenistan ve Azerbaycan Cumhuriyeti, bu oranın %13 olduğu ve Astara Limanı-Hüseyin Kulu Han Limanı hattını kapsadığını ileri sürmektedir.

İran Hazar Denizi’nde varlığını tespit etmek amacıyla son dönemlerde bölgedeki askerî deniz faaliyetlerini ve bu deniz ile ilgili uluslararası çalışmalarını artırmıştır. Ayrıca İran’ın iddiasına göre Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Hazar Denizi’ndeki petrol ve doğal gaz çıkarma faaliyetleri İran sularını kirletmektedir. Edebil eyaletinin Hazar Denizi kıyısıyla yalnız 50 km mesafesinin bulunması (Namin-Astara yolu) ve nüfusunun çoğunluğunu Azerbaycan Türklerinin oluşturduğu Astara kentinin Gilan eyaleti sınırları içinde olmasına rağmen Gilan’dan ziyade Erdebil eyaletine bağlılık duyması faktörleri dikkate alındığında Güney Azerbaycan coğrafyası İran’ın dış politikasında önem arz eden Hazar Denizi meselesine dâhil olmaktadır.

Nitekim Astara kentinin Gilan eyaletine verilmesi ve önümüzdeki süreçte Hayran gediğinin Erdebil eyaletinden alınıp Gilan eyaletine verilmesi meselesi bu çerçevede ele alınmaktadır. Zira bölgedeki genel kanıya göre İran devleti, bölgedeki Türk etniğinin Hazar Denizi ile fizikî bağlantısının kesilmesini istemektedir. Bu da İran devlet zihniyetine yerleşmiş olan Türk milliyetçiliği korkusundan kaynaklanmaktadır.

Güney Azerbaycan coğrafyasının Azerbaycan Cumhuriyeti ile olan sınırı, jeo-kültürel önemle birlikte doğal sınırlar açısından da önem taşımaktadır. Bu bağlamda Erdebil eyaletinin Azerbaycan Cumhuriyeti ile doğu sınırları Hayran Gediği üzerindeki Astara Çayı olarak belirlenmiştir. Erdebil kentinin batısından Bilesuvar kentine kadar uzanan sınır hattı ise Talış dağlarından oluşmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti tarafında bulunan yükseklikler ve dağların üstünden Hayran Gediği ve Erdebil kentine tam bir görüş hâkimiyeti sağlanmaktadır. Bu da bölgenin istihbarat ve askerî profili açısından önemli bir zafiyet faktörüdür. Erdebil eyaletinin Bilesuvar kentinden Parsabad kentine uzanan sınır hattı Muğan Yaylası olarak adlandırılmaktadır ve açık alandan oluşmaktadır. İki ülkenin sınırının bu bölümü daha çok geometrik sınırlara benzemektedir. Bu bölümün Parasbad-Aslanduz sınır hattından Araz nehri geçmektedir. Parsabad-Aslanduz sınır yolunun Araz nehrine paralel olması İran’ın bölgesel askerî profili için avantaj sayılmaktadır. Buna karşın Kara Su nehri üzerinde bulunan Kara Çay güzergâhı sınır hattına dikey olması sebebiyle askerî dezavantaj sayılmaktadır. Nitekim İkinci Dünya Savaşı’nda Kızıl Ordu, Karaçay güzergâhını kullanarak bölgeye girmiş, Erdebil eyaleti ve Hazar Denizi kıyılarını işgal etmiştir.

İran’ın kuzey batısının ortasında ve Güney Azerbaycan coğrafyasının batı ve güneyinde bulunan Zencan eyaleti Türk etniğinin yoğun olarak yaşadığı diğer eyaletlerin aksine komşu ülkelerle ortak sınır hattına sahip değildir ve bu eyaletin coğrafî konumu daha çok İran’ın iç güvenliği açısından önem taşımaktadır. Zencan eyaleti, kuzeyden Erdebil ve Gilan, doğudan Kazvin, güneyden Hemedan, güney batı ve batıdan Kürdistan, Batı Azerbaycan ve Doğu Azerbaycan eyaletleriyle komşudur. Zencan eyaleti İran’ın doğu-batı ve kuzey-güney iletişim şebekesinin üzerinde bulunmaktadır. Bu da bu eyaleti ülkenin genel kara iletişiminin bağlantısı açısından önemli kılmaktadır. Zencan eyaletinin İran’ın kuzeyini güneye ve doğusunu batıya bağlayan kara ana yollar üzerinde bulunması, büyük sanayi kentlere yakınlığı ve zengin kurşun ve çinko madenlere sahip olması bu eyaletin özgül jeo-stratejik ve ekonomik niteliklerini oluşturmaktadır.

İran’ın millî güvenliği açısından önem taşıyan ve Güney Azerbaycan coğrafyasının güney bölgesine özgü olan en önemli faktör Zencan eyaletinin İran’ın kara iletişim şebekesindeki konumudur. Zencan eyaleti İran’ın doğusunu batıya bağlayan hat üzerinde bulunmasına rağmen gelişmiş kara yollara sahip değildir. Bu da İran’ın millî güvenliği açısından tehdit faktörü olarak algılanmaktadır. İran’da yapılan bazı akademik çalışmalar Zencan eyaletinin en önemli güvenlik eksiğini kara yollarının eyaletin stratejik konumuna uyumsuzluğu olarak ele almaktadır(15). İran’ın 7 eyaletiyle sınırı olan Zencan eyaletinin merkezinin 400 kilometrelik yarıçapı uzaklığında İran’ın %50 nüfusu yaşamaktadır ve İran’ın %56 gayri safi üretimi (petrol ve doğal gaz hariç) bu bölgede yapılmaktadır. Bu da Zencan eyaleti kara yollarının önemine ulusal değer katmaktadır. Zencan eyaletinde toplam 206 km otoban ve geniş yol bulunmaktadır. Bunun 106 kilometresi Zencan-Kazvin otobanı ve 85 kilometresi Zencan-Tebriz otobanıdır. Zencan eyaletinde geçen bu otoban İran’ın doğusunu batıya bağlamaktadır ve İran yollarının siyasal coğrafyası açısından oldukça stratejik öneme sahiptir. Zencan eyaleti kara yollarının en önemli özelliği İran’ın doğusunu batıya bağlayan yolun uluslararası iletişim koridorun üzerinde bulunmasıdır. Zencan eyaletinde geçen otoban Tahran’ı Tebriz’e ve ardından Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlamaktadır. Böylece Tahran’ı İran’ın kuzey batısına ve dolayısıyla Avrupa’ya bağlayan uluslararası yolun 200 kilometresi Zencan eyaletinden geçmektedir. Ayrıca İran’ın güney batısında üretilen ham petrol da bu uluslararası koridorun paralelinde inşa edilen boru hattıyla İran’ın kuzey batısına taşınmaktadır ve bu hattın güvenliği İran’ın petrol enerjisinin taşıma şebekesi açısından stratejik öneme sahiptir. Bu boru hatları eyaletin güney doğusundan Zencan eyaletine girerek Ebher, Hürremdere ve Zencan kentlerinden geçtikten sonra Doğu Azerbaycan eyaletinin Miyana kentine bağlanmaktadır. İran’ın ulusal planlamaları açısından önem taşıyan bir diğer faktör Güney Azerbaycan’ın Zencan eyaletinde bulunan zengin maden kaynaklarıdır. Zencan eyaleti, İran’ın madencilik sektörünün önemli merkezlerinden biridir ve 427 milyon ton rezerve sahip 27 çeşit maden ürününe sahiptir. Bu eyaletin genelinde kurşun ve çinko madenleri başta olmak üzere toplam 173 maden bulunmaktadır ve günümüzde 128’inden istihraç yapılmaktadır. Zencan eyaletinde bulunan kurşun ve çinko madeni Ortadoğu’nun en büyük çinko ve kurşun madenidir. Zencan eyaletinde işletilmekte olan madenlerin 113’ünün mülkiyeti özel sektör, 14’ünün mülkiyeti kooperatif sektör ve 1’inin mülkiyeti (Enguran Kurşun ve Çinko Madeni) devlette aittir.

SONUÇ
İran’ın kuzeybatısını kapsayan Güney Azerbaycan coğrafyasında yaşayan Azerbaycan Türkleri yoğun olarak Batı Azerbaycan, Doğu Azerbaycan, Erdebil ve Zencan eyaletlerinde yaşamaktadır. Bu eyaletlerinin her birinin özel coğrafî konumu, demografik ve sosyo-kültürel yapısından kaynaklanan jeo-kültürel ve jeo-politik özellikleri özgül nitelikler taşırken İran’ın ülkesel ve bölgesel millî güvenliği açısından ayrı-ayrı önemlere sahiptir. Bu bağlamda İran’ın millî güvenliği açısından Güney Azerbaycan jeopolitiğini anlamlandıracak faktörler iç ve dış faktörler olarak ikiye ayrılmaktadır. İç faktörler içinde Türk milliyetçiliğinin bölgede yükselmesi, silahlı örgütlerin faaliyetleri, sınır bölgelerden yapılan kaçakçılık ve bölgenin ekonomik potansiyelleri öne çıkarken dış faktörler açısından Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bölgedeki kültürel hegemonyası ve küresel ve bölgesel güçlerle ilişki biçimleri, özellikle de ABD ve İsrail ile ilişkilerinin niteliği ve İran üzerindeki etkileri öne çıkmaktadır.


Babek ŞAHİT- Tebriz Araştırmaları Enstitüsü Uzmanı

YAZININ TAMAMINI BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ

Dipnotlar:

(1) Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Birleşmiş Milletler bünyesinde, 1967 yılında kurulmuş olan, sosyal anlamda çeşitli çalışmalar yapan bir kurumdur. Öncelikli amacı dünya üzerindeki yoksullukla mücadeledir. Gelir kaynağı devletlerin yaptığı para yardımlarıdır. İran istatistikleri için bakınız: https://goo.gl/w7I5Uq

(2) Encyclopædia Iranica, Columbia University’nin İran kültür ve tarihi hakkında, 1973 yılında İngilizce yayımladığı ansiklopedidir. Ansiklopedinin kapsamı sadece İran’la sınırlı değil. İran’dan başka, belli bir dönem Farsça’nın nüfuz alanına giren bölgeler de dâhil edilmiştir: Afganistan, Tacikistan, Türkiye, Kafkaslar, Güney Asya, Orta Asya ve Mezopotamya. Ansiklopedi Fars dünyasının diğer kültürlerle ilişkisini de kapsamaktadır. Şu ana kadar 12 cildi basılmış olan ansiklopedinin en az 30 ciltten oluşabileceği ifade edilmektedir. İran’daki etnik nüfusuyla ilgili bakınız: https://goo.gl/wK2uc6

(3) Encyclopædia Britannica, dünyanın en uzun süredir yayınlanan İngilizce genel kültür ansiklopedisidir. Eğitimli yetişkin kullanıcıları hedef alan bir ansiklopedidir. İlk baskısı 1768’de İskoçya’nın Edinburgh şehrinde basılmıştır. 100 sürekli editör ve 4400 katılımcı yazar tarafından hazırlanır. Geniş bir kesim tarafından dünyanın en gelişmiş akademik ansiklopedisi kabul edilir. İran’daki  Türklerin nüfusuyla ilgili bakınız: https://goo.gl/pGei0v

(4) Ethnologue: Languages of the World (Ethnologue: Dünya Dilleri), 2015’teki yayımındaki 18. sayısında 7,472 dil ile lehçenin istatistiklerini barındıran ağ tabanlı bir yayındır. 2009 yılındaki 16. baskısına kadar yayın bir cilt olarak yayımlandı. Ethnologue dilin konuşan sayısı, yeri, lehçesi, dilsel bağları, kutsal geçerliliği ve Genişletilmiş Kuşaklar Arası Bozulma Ölçeği (Expanded Graded Intergenerational Disruption Scale (EGIDS)) kullanılarak yapılan dil canlılığının öngörüsü üzerine türlü konulardaki bilgi gereksinimini karşılayacak bir kapsamda bulunmaktadır. William Bright, Language: Journal of the Linguistic Society of America dergisinin o zamanki editörü, Ethnologue ile ilgili dünya dilleri üzerine herhangi bir başvurusunun kaçınılmaz olduğunu yazmıştır. İran’ın Türkçe konuşurları için bakınız: https://goo.gl/8cWAkm

(5) Minority Rights Group International (Uluslararası Azınlık Hakları Gurubu). İran’daki Azerbaycan Türkleriyle ilgili bakınız: https://goo.gl/W14IGP

(6) New America Foundation (Yeni Amerika Vakfı). İran’daki Azerbaycan Türklerinin nüfusu için bakınız: https://goo.gl/la0puV

(7) The World Factbook (aynı zamanda CIA World Factbook olarak da bilinir), Amerika Birleşik Devletleri Merkezi Haberalma Teşkilatı-CIA tarafından dünya ülkeleri hakkında toplanan bilgilerin almanak sitilinde yayımlandığı bir referans kaynak kitabıdır. İran’daki Türklerin nüfusu için bakınız: https://goo.gl/ouzG6X

(8) İran’daki Azerbaycan Türklerinin nüfusu için bakınız: http://looklex.com/e.o/iran.peoples.htm

(9) İran eyaletleri merkez olarak adlandırılan bir yerel yerleşim birimi olan şehirden yönetilen ve Türkiye’deki İllere karşılık gelen Otuz bir adet “Ostan” adı verilen eyaletlere ayrılmıştır. Eyalet yönetiminin başında Bakanlar Kurulu tarafından onaylanmasına istinaden İçişleri Bakanı tarafından atanmış olan bir Vali-komutan bulunur.

(10) Bu seri kitabın yeniden basılmaması ve piyasada bulunmaması sebebiyle İsfahan, Kazvin ve Rezevi Horasan eyaletleriyle ilgili istatistiklere ulaşılamamıştır ve isimleri belirtilmeyen diğer eyaletlerde Türk nüfusu yok denecek kadar azdır.

(11) 1951 yılında İran’ın resmî idarî bölünmesinde eyaletlerin adı rakamlarla geçmekteydi.

(12) Bakınız: Ülke Genel Kültürü Endekslerinin Araştırma ve İnceleme Projesi / Yönetici Kurum: İran Genel Kültür Konseyi; Proje Sorumlusu: Mensur Vaizi, Yürüten: Seçkin Pars Araştırmacıları Şirketi, Yayın: Tahran- Kitap-e Neşir Yay., 1391 Hicri Şemsi.

(13) İsrail’in IT ve siber şirketlerinin Azerbaycan Cumhuriyetinin IT ve telekomünikasyon sektöründe aktif olması İsrail için IT ve siber casusluk alanında avantaj sağlamaktadır. Nitekim İsrail’in Bezeq şirketi Azerbaycan Cumhuriyeti’nin telekomünikasyon sektörünün önemli hissedarlarındandır ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk ve en büyük GSM operatörü olan Bakcell 1994 yılında Azerbaycan İletişim Bakanlığı ve GTIB (İsrail) arasında yapılan anlaşmayla kurulmuştur. Günümüzde Bakcell operatörünün Azerbaycan Cumhuriyeti’nde 2,5 milyon kullanıcısı vardır.

(14) İsrail merkezli Magal Güvenlik Şirketi’nin internet sitesi adresi: https://magalsecurity.com/

(15) Örneğin bakınız: Asgari, Tevhit. (2017). Arazi Kullanımı Planlaması Açısından Zencan Eyaletinin Güvenlik-Savunma Faktörlerinin İncelenmesi. Tahran Üniversitesi. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

Kaynakça

Albayrak, Receb. (2013). Türklerin İranı (Yakın Gelecek). Ankara: Berikan Yayınevi.
Akılmend, Ahmet. (2008). İran Sınırları ve Oluşmaları. Tahran: İran Silahlı Kuvvetleri Coğrafya Örgütü Yayınları.
Behramiyan, Şefi, Behramiyan, Ümit. (2012). Sürekli Güvenlik Duygusu ve Türk-Kürt Etnikleri Arasındaki Dayanışmayla İlişkisi ve Batı Azerbaycan Eyaletinde Etnik Dayanışmayı Çoğaltan Etkili Etkenlerin Araştırılması. Teorik Siyaset Araştırmaları Dergisi. Sayı:11.
Çukaçizade Mukaddem, Muhammed Bakır, Emini Kışlakı, Davud. (2010). Askerî-Güvenlik Coğrafya Açısından Batı Azerbaycan Eyaletinin Sınır Bölgelerinde İstikrarın Bozulmasına Sebep Olan Faktörler. Jeopolitik Dergisi. Yıl: 6. Sayı: 3. 
Doğu Azerbaycan Eyaletinin Kalkınma Programı Belgesi (Direniş Ekonomisinin Yürürlüğü Programı). Cumhurbaşkanlığı Yönetim ve Planlama Kurumu. Doğu Azerbaycan Eyaleti Yönetim ve Planlama Kurumu. Yıl: 2015. Cilt: 2. SS.267-270.
Hafızniya, Muhammed Rıza. (2009). Kuzey Irak Kürtlerinin Özerkliğinin Komşu Ülkelere Etkileri. Coğrafya Araştırmaları. Sayı:83. İsfahan Üniversitesi Yayınları.
İran İstatistik Merkezi, Cumhurbaşkanlığı Stratejik Denetim ve Planlama Başkanlığı, Göçebe Aşiretlerin Toplumsal-Ekonomik Nüfus Sayımı. Yıl: 2008.
İzzeti, İzetullah. (1993). İran’ın Askerî Coğrafyası. Tahran: İran Ordusu İmam Ali Subay Üniversitesi Yayınları.
Mirmuhammedi, Seyyid Rıza. (2006). Azerbaycan’ın Stratejik Analizi (Ekonomik-Askerî). Tahran: Uluslararası Ebrar-i Muasır Kültür Araştırma Merkezi Yayınları.  
Mümini, Hasan, Kasımı, Muhammed, Kamberi, Kasım. (2013). Azerbaycan Cumhuriyeti ve İran İslam Cumhuriyeti Sınırlarının Siyasal-Güvenlik Sorunlarının Araştırması ve Analizi. İran Polis Teşkilatı Güvenlik ve Düzen Araştırmaları Dergisi. Sayı: 3 (27). SS.87-115.
Penahiyan Tebrizi, Mahmut. İran-Zemin Türklerinin Millî Coğrafi Ansiklopedisi. Bağdat: 1973.
Purmusevi, Seyyid Musa. (2008). Siyasal Atmosferin Örgütlenmesi ve İran’da Kültürel ve İşlevsel Bölgeler. Jeopolitik Üç Aylık Dergi. Yıl: 4. Sonbahar ve Kış Sayıları.
Saidi, Ali, Keffasş Cemşid, Muhammed Rıza. (2013). Erdebil Eyaletinin Bölgesel Araştırmasında Güvenlik-Savunma Faktörleri. DMO İmam Hüseyin Üniversitesi Afak-ı Emniyet Bilimsel-Araştırma Dergisi. Yayın Dönemi:6, Sayı:21, SS.27-59.   
Ülke Genel Kültürü Endekslerinin Araştırma ve İnceleme Projesi, Doğu Azerbaycan Eyaleti/Yönetici Kurum: İran Genel Kültür Konseyi; Proje Sorumlusu: Mensur Vaizi, Yürüten: Seçkin Pars Araştırmacıları Şirketi, Yayın: Tahran- Kitap-e Neşir Yay. 1391 Hicri Şemsi.
Zencan Eyaletinin Coğrafî Planlama Araştırması Programı. (2010). İran İçişleri Bakanlığı, Zencan Valiliği, Planlama Başkanlığı. Zencan: Bütçe ve Planlama Ofisi Yayınları.


SOLİTİRAZ.COM 

Facebook'ta Sol İtiraz