21 Ağustos 2018 Salı

Devrimci Yön

Kadın Hakları mı? / Ünsal Çankaya

Kadın Hakları mı? / Ünsal Çankaya
05 Aralık
00:00 2017

Yurdumuzda kadınların seçme-seçilme hakkının kabul günüdür de... Çok anlamı kalmadı gibi bu hakkın...

Kadınların sanki eve kapatılması için adım adım yasalar çıkartılırken, olmadı yangınlarla daha büyümeden köklerine kibrit suyu denilen zamanlardan geçerken, kalan çoğu da zaten onlara biat eden ve kendini birey saymayan-köle-haline dönüşmüşken ...

Üstelik de ömrümüz "tek derdimiz anayasa madem delindi, adını başkanlık koyalım" deyip duran siyasetçilerin elinde biçimlenirken...

Neyi kutlayacağız bugün?

O hakları neredeyse hepten yitirişimizin acıklı öyküsünün içimize oturmasını mı?

Eril dünyadan yükselen “Ne hakkı, İsmail Hakkı!” diyen çiğ sataşmayı mı?
 

“Hani eşitlik diyordunuz, nerede eşitlik, niye erkek hakları yok” diyen mantıksız mantığı mı?

2014 yılında, aynı gün yazmışım yine… Güncel. Daha da güncel üstelik.

 

Onu tekrar ile yetinmek içimdeki bungunluğa bir bardak su.

Çünkü sitemler yetmiyor ama, kahırlanmak yetmiyor ama, durdurmak da zorlaşıyor süreci ama…

İlerde bir gün, “Ne yaptık biz, sen ne yaptın?” diye sorulduğunda…

“Susmadım hiç, görün, uyanın!” dedim, “Haykırdım, ortak olmadım haklarımızın çalınmasına!” diyebilmek için de olsa… İçime bir bardak sudur çığlığım. Yazıyorum. Okunsun. Ders alınsın, olursa!

O yazımla bir kez daha soruyorum bugün de…

KADIN HAKLARI MI?

Kadını- kendi arzusuyla kılıfı altında- örtülerin altına saklayan bir iktidar, en tepeden en aşağıya kadar kademe kademe yayılmış ve artık varlığının makarna- kömürle izahı kalmamış, yolsuzluk ve paylaş desteği olduğu yasaklarla bile saklanamaz haldeyse...

Kadın olarak benim yazma- korkmadan ama- sadece yazma hakkım bile tehdit altındaysa...

Muhbirlerin azıcık da olsa kalmış olsun dediğimiz vicdanına emanetse yazıp çizdiklerimiz...

Kadınlar cumartesiye anne, mitinglere yuh çektirilen oluyorsa devletin hoyratlığında...

Ne kadar nostaljik ve bir tarih oluyorsa yüreğimizdeki 5 Aralık tarihinin mimarı Atatürk ve o hakka şükranla sahip çıkan o devrin değerli kadınları...

Bugün kadın hakları artık yoktur, yok edilmeye çalışılmaktadır, kadın eve kapatılmaya çalışılmaktadır tüm eril dünyanın müşterek zorbalığıyla.

Bugüne beni karamsar uyandıran herkese, ama herkese sorumlulukları ve sorumsuzlukları ölçüsünde sitemler ediyorum...Kızlarınız için, gelecekleri için, hiç olmazsa dünde kazanılanlardan vazgeçilemez olanları sahiplenip onlara aydınlık bir yarın sunmadığınız için sitemler ediyorum:

Yazıklar olsun diyorum varlığınıza, yazıklar olsun size destek veren hemcinslerimize

Yani sizi doğuran analarınıza

Eş olan kadınlarınıza 

Siyaseten peş olan yardakçılarınıza.



Bu sitemlere de gülüp geçenler, “Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti!” diyenler olacak biliyorum. Dahası sürüyor eril dünyanın kadını dışlayan eylemleri. ‘Din yasakları’ ardına saklıyorlar eylemlerini, hiçbir dinde öyle yasaklar yazılı olmadığı halde, devletin dini -hele de çoğunluğun kabul ettiği tek din herkese şamil imiş gibi imajla- olmaz dedikçe biz.

Çünkü eşit iş, eşit ücret, eşit yaşam hakkı dedikçe biz, görüyorum ki kadınlar iş yaşamı dışına itiliyor incecik hesaplar ve açıkça eşitsiz para vadeden yasalarla.

İş yerinde kreş, oyun alanı, sağlıklı beslenme talep etmek ve yasal zorlamalar elde etmek dururken, “evinde otursun, çocuk doğursun, evi çekip çevirsin, çocuğa baksın, işe gelmesin ve işe gelen erkek ve kadınla aynı maaşı alsın!” diyen bir yasayı alkışlıyorlar yanılgılarla.

O yüzden “Kabahatin çoğu senin!” diyen Nazım şiiri, baltaya “Ne yazık ki sapın benden!” diye hayıflanan ağacın söylemi halen geçerli insanımız, özelinde bu haklara sahip çıkmayan kadınlarımız için.

Uyanmalarını bekliyorum da. Bunun için gerçekten burkalar içine sokulmak zorunda kalmaları mı gerekecek, evden izinsiz çıkmaları yasaklanınca mı uyanacaklar, sokakta görevlilerce düzgün giyinmeleri ihtarı ile kırbaçlanınca mı uyanacaklar bu gidişe dur diyemeyen ülkelerde olduğu gibi bilmiyorum. Böyle şeyler olmaz diyenlere de, olmayacak diyenlere de inanamıyorum…

Ben ne yapacağım bundan sonra…

Bir oğlum var, o oğulun bir gün eşi olacak elbet, o güzel için, onların belki kızları olacak (ki şimdiden gülümsedim varlıklarına) onların aydınlık dünyalarda yaşaması için vazgeçilemez bulduğum tüm haklar adına, birey ve kadın olmaktan mutluyum, bu hakka ilişen her söze, her eyleme, her tahakküme karşıyım, karşı durmaktan vazgeçmeyeceğim hiç, ömürde son anıma dek...

İşte sadece bu umudum ile bu umuda destek olan, susmayan kadınlar ve içten destek veren erkeklerin de olduğu dünyayı özleyen insanlar var ya,  işte o dünyayı gerçekleştirmek için emek verenlere selam ile onların varlığını kutluyorum bugün. 

Belki yarın da. Elbette, daima, tüm hakları yeniden, içeriğiyle kazanana dek. İnsanca yaşam adına.
 

ÜNSAL ÇANKAYA

SOLİTİRAZ.COM

Facebook'ta Sol İtiraz