06 Aralık 2019 Cuma

Devrimci Yön

PYD/PKK, Kerkük, Musul ve Telafer’e mi konuşlanıyor?

PYD/PKK, Kerkük, Musul ve Telafer’e mi konuşlanıyor?
23 Kasım
00:00 2019

Terör örgütü PKK’nın lider kadrosunun yaş ortalaması Prusya Mareşalleri gibi.

Abdullah Öcalan kısa adıyla Apo, PKK'nın kurucularından biri ve bilinen ilk lideri. 4 Nisan 1948 doğumlu ve 71 yaşında.

Murat Karayılan 1954 doğumlu ve 65 yaşında.

Cemil Bayık, kod adı Cuma, 1955 doğumlu ve 64 yaşında.

Duran Kalkan 14 Ağustos 1954 doğumlu ve 65 yaşında.

Bahoz Erdal gerçek adıyla Fahman Husain, 1969 Suriye doğumlu, 50 yaşında.

1956 Kayseri doğumlu Rıza Altun, 63 yaşında.

Örgütün bu lider kadroyu yenileme çalışmaları olduğu gibi Kandil’de bulunan örgüt karargâhını da başka bölgelere taşıma hazırlığını alttan alta sürdürüyor.

Her silahlı propaganda terör örgütünün mutlaka siyasi ve sivil kanadı var… Mesela İrlanda Cumhuriyet Ordusu / Irish Republican Army'nin baş harflerin kısaltmasıyla IRA, Kuzey İrlanda'nın Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını savunan, 1969 yılında aynı adı taşıyan yapının parçalanmasıyla ortaya çıkan ayrılıkçı örgütün sivil kanadını, İrlandalı milliyetçilerin kurduğu siyasi parti ‘Sinn Féin/Biz Kendimiz’ oluşturur.

Buna benzer bir durum İspanya’da görüldü. Bask milliyetçiliğini önceleyen, 1895’te kurulan ilk siyasi örgüt Bask Milliyetçi Partisi / Partido Nacional Vasco (PNV)’nun amacı Bask halkını tek bayrak altında toplamaktı. 

İspanya’da kanlı bir iç savaşın ardından 1936’dan itibaren Franco iktidarı ile Bask kimliği baskılandı. Franco yönetimi, Basklıların tarihsel haklarını inkar etti, özerk statülerini ve kurumlarını tanımadığı gibi Bask dilini de yasakladı. 1959’da PNV’den ayrılan bir grup genç Bask Vatanı ve Özgürlük  /Euskadi ta Azkatasuno (ETA)’yı kurdu. “ETA”; Bask Milliyetçi Partisi / Partido Nacional Vasco’un silahlı kanadını oluşturdu.

Örnekleri çoğaltmak mümkün.

PKK/PYD/YPG’de lider profili…

Salih Müslim Muhammed: PKK terör örgütü Suriye Yapılanmasının siyasi kolu PYD;  tam adı ile Demokratik Birlik Partisi/Partiya Yekîtiya Demokrat /?izb Al-Itti?ad Al-Dimuqra?iy, 2003 yılında Kürtler tarafından Suriye'nin kuzeyinde kuruldu.

Salih Müslim Muhammed; 3 Mart 1951’de Suriye'nin Halep şehrinin Aynel Arab (Kobani) bölgesinde bulunan Şeyran (Suruç İlçesi’nin tam karşısında) köyünde doğdu.

Salih Müslim, Barazi aşiretinden…

Çiftçilikle uğraşan ailesi Barazi aşiretinden.

Baraziler, Erzurum dahil Türkiye’ye de yayılmış büyük bir aşiret. Urfa ve Maraş arasındaki bölgede meskûn Berazî adlı bir aşiret konfederasyonu mevcut. Suruç’tan başlayarak Samsat, Antep, Maraş ve Halep’e kapsayan  bölgede alan yaşarlar. Genel olarak Sünni olan aşiretin Maraş’ta bulunan uzantıları Alevi’dir. Kuzey Kurmancisi (Bahdinani olarak da adlandırılır) dilini konuşurlar. Kuzey Kurmançisi ya da Bahdinani, Türkiye’de Mardin, Botan, Hakkari, Van, Muş ve Erzurum’da, İran’da Urmiye Gölü’nün kuzeyinde ve batısındaki aşiretlerde, Suriye’de, Irak’ta Musul ve Sincar’da konuşulmaktadır. İran’daki Berazîler ile bağlantılılar. Erzurum ve Kuruçay dolaylarında yaşayan Berazî aşireti bu konfederasyondan kopmuş ve 1730'da Suruç dolaylarından göç etmiş aileler tarafından oluşturulmuştur. 1925 Şeyh Said İsyanı sonrası büyük ölçüde dağıtılan konfederasyonun bazı üyeleri günümüzde Lübnan, Süleymaniye ve Hama’da yaşıyor.

Kobani’ye saldıran IŞİD’li teröristler, Barazi aşiretinden Kürtler’di… Suriye Kürtlerinin aşiret yapısı, Türkiye Kürtlerine çok benzemekle kalmaz aynı zamanda uzantısıdır.

Her iki taraftaki Kürtlerin çoğu aynı aşiretlere mensupturlar. Kikani, Milli, Koçar Meran, Havircan ve Barazi aşiretleri sınırın her iki tarafına dağılmış şekildedir. Bölgede öne çıkan üç Kürt aşiret Ketik, Şeyhan ve Barazi’dir. Suriye iç savaşı öncesinde en çok Barazi ve Ketik aşireti arasında sorun yaşandığı söyleniyor.  İşin ilginci Salih Müslim Muhammed’in mensubu olduğu “Barazan" yani Barazi Aşireti, Milli Mücadele sürecinde Ankara Hükümeti ile birlikte çalışmasına rağmen, Ketikan Aşireti, Fransızlar’la işbirliğini tercih etmişti. 

Suriye’de meskûn Barazi aşiretinin tamamıyla PYD/YPG safında yer aldığı söylenemez. Mesela Şeyh Ahmed Schahin El Barazi, bağımsız ve PYD'ye bağlı olmayan bir pozisyon savunan Kobani'den Kürt klan lideri.

Yine Şam yönetimin 2017’deki Humus Valisi Talal el Barazi de aynı aşiretten. Kobani'ye saldıranlar da IŞİD’li Barazi aşireti üyesi Kürtlerdi. 150 binden fazla bir nüfusa sahip olan Baraziler’den IŞİD'e ciddi katılım vardı ve PYD, Mardin, Bingöl, Adıyaman, Halepçe vb yerlerden IŞİD'e katılımlar gibi Barazi Aşireti’nden katılanları da görmezlikten geldi.

Salih Müslim, İstanbul Teknik Üniversitesi; Abisi Mahmut Müslim Muhammed, Cerrahpaşa Tıp’tan mezun… Lise öğrenimini Halep'te tamamlayan Müslim, daha sonra üniversite öğrenimi görmek için Türkiye’ye geçti. 1977 İstanbul Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu. İstanbul’da yedi buçuk yıl yaşadı.

  Ardından İngilizcesini ilerletmek için Londra’da çalışan Cerrahpaşa Tıp’tan mezun doktor abisi Mahmut Müslim Muhammed’in yanına gitti.

Suriyeli Kürt siyasetçi ve mühendis Salih Müslim daha sonra Suudi Arabistan’ın milli petrokimya şirketi Petromim’de bir dönem mühendis olarak çalıştı.

Kendi ifadesine göre en az 50 kere umre yaptı, iki kez de hacı oldu.

Suudi Arabistan’da rastladığı Kürtler aracılığıyla PKK lideri Öcalan ile Beyrut’ta tanıştı.

Öcalan, Suriye’de iken deyim yerindeyse dizinin dibinden ayrılmadı. Öcalan’ın Suriye Kürtleriyle tanışmasını sağladı.  PKK’nın yeni küresel prezentabal lideri Şahin Cilo kod adlı Ferhat Abdi Şahin - Şahin Cilo - Mazlum Kobani’yi de Abdullah Öcalan ile o buluşturdu.

1998 yılında Kürdistan Demokrat Partisi'nin Suriye kolu olan Suriye Kürdistan Demokrat Partisi'ne katıldı.

2003'de bu partiden ayrılarak Demokratik Birlik Partisi'ne (PYD) katıldı. 2010'da bu partinin lideri oldu. Salih Müslim, Beşar Esad yönetimi tarafından 2003 yılında mahkûm edildi. Ancak kısa bir süre sonra serbest bırakıldı.

2010'da Irak'a kaçan Müslim, 2011'de yeniden Suriye'ye dönerek, buradaki olaylarda aktif rol oynadı.

Salih Müslim, Ayşe Efendi ile evli. Shervan Müslim adındaki oğlu; 9 Ekim 2013’te Telabyad'ta silahlı bir çatışmada El Kaide’ye bağlı keskin nişancılar tarafından öldürüldü. Müslim'in biri kız 4 çocuğu daha var.

PYD eski Eşbaşkanı Salih Müslim’in diğer ağabeyi Prof. Dr. Mustafa Müslim, Gaziantep Ez-Zehra Üniversitesi Rektörü…

Prof. Dr. Mustafa Müslim 1940’da Ayn el-Arab’da doğdu. İlâhiyat Fakültesi tefsir alanında 1965’te lisans, 1969’da yüksek lisans eğitimini tamamladı.

1974 yılında tefsir doktoru oldu. 1994 yılında ise profesör unvanı aldı. Suudi Arabistan ve BAE’de çeşitli üniversitelerde idari ve ilmi görevler aldı.  On yedi kitabı ve çok sayıda araştırma yayınlayıp ilmi istişarelerde bulunup konferanslara katıldı.

Prof. Dr. Mustafa Müslim, İmam Muhammed İbn Suud Üniversitesi, El-Şarika Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Kuzey Irak Dohuk Üniversitesi kuruluş üyesidir.

Prof. Dr. Mustafa Müslim, 2014 yılından bu güne kurucusu olduğu Gaziantep Ez-Zehra Üniversitesi rektörlüğünü yapıyor.

Asya Abdullah Reyhan Muhammed: Asya Abdullah Reyhan Muhammed ve kod adı Dilan Reyhan Muhammed olan Asya Abdullah 1971 yılında Suriye’nin Al Malikiye kentinin yakınında bulunan Derik (Derika Hemko) kasabasında doğdu. Derik bölgesi PKK’nın Suriye örgütlenmesinin ilk merkezlerinden biriydi.

Yaklaşık 25 yıldır PKK içerisinde faaliyet gösteren Asya Abdullah, KCK Suriye üst yönetimi daimi karar organı üyeliği görevinde bulunuyor. Asya Abdullah, Suriye’ye geçmeden önce, PKK bünyesinde Irak’ın Kandil ve Gara bölgelerinde faaliyet gösterdi. 2003’te kurulan ve PKK’nın, Suriye’deki siyasi örgütlenmesi olan PYD’nin kurucu üyelerinden.

16 Haziran 2012’de Suriye’nin Haseke kentinde yapılan PYD kongresinde Salih Müslim ile birlikte eş başkanlık görevine getirilmişti. PYD eşbaşkanı olarak basına verdiği demeçlerde sık sık Abdullah Öcalan’ı andı. Konuşmalarını gerçekleştirirken arkasında Öcalan posteri bulunmasına dikkat etmesiyle tanınıyor.  PYD eş başkanı sıfatı ile birçok yurtdışı temaslar gerçekleştiren Asya Abdullah, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ve Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile bir araya gelmişti.

28 Eylül 2017 tarihinde PYD kongresinde eş başkanlık görevini Ayşe Hiso’ya bırakmasının ardından Suriye’de PKK ile bağlantılı siyasi yapıların çatı örgütlenmesi olan TEV-DEM’in eş başkanlığı görevine getirildi.

KCK’nın Suriye kantonlarından sorumlu olan Asya Abdullah, 29 Mart 2018’de YPG/PYD heyeti ile birlikte Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile görüşmüştü. PKK’nın yeni küresel prezentabal lideri Ferhat Abdi Şahin - Şahin Cilo - Mazlum Kobani’den daha önce söz etmiştim. (*) Türkiye - Rusya ilişkileri düzelince, PKK Kandil'i Dağlık Karabağ’a taşımaktan şimdilik vazgeçti…

Bir ara Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin şiddetle tepki gösterdiği PKK’nın Kandil merkezini Ermenistan’a taşıyacağı söylentisi gündemdeydi. Neden Ermenistan?

Çünkü örgütün kaybettiği insan kaynaklarını telafi edebileceği Kürt nüfus potansiyeli bu bölgede bulunuyor.

Günümüzde Ermenistan’ın daha çok Azerbaycan’la sınır olan bölgelerinde Kürtler yaşıyor.

PKK’nın Rojhilat yapılanması Ermenistan’dan başlayarak, Urmiye Gölü’nün kıyısından Kermanşah’a kadar uzanan, büyük ve etkili bir coğrafyayı kapsıyor. Hoybun-Taşnak işbirliği geleneğini devam ettirmek isteyen PKK, Ermeni diasporasının bazı üyeleriyle temasta.

Kafkasya havzasında seçilen yer ise, Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ.

PKK, uzun yıllar Kafkasları kaçakçılık üssü olarak kullandı.

Ermeni kökenli örgüt mensupları yardımıyla uyuşturucu kaçakçılığından elde ettiği kara parayı Kafkaslar’da akladı.  Bölgeyi iyi tanıyor.

Bir başka iddia da örgütün Azerbaycan sınırları içindeki Laçin’i merkez alıp Laçin koridorunu kullanarak, Ermenistan ve Azerbaycan’da faaliyet göstermeyi planladığı.

Güney Kafkaslar’a kaçmaya hazırlanan örgüt, bu bölgede destek arıyor ve bölge halkıyla görüşmeler yapıyor. PKK’nın Ermenistan’a taşınması bölgenin istikrarsızlaştırılmasıyla eş anlamlı. PKK’nın uluslararası toplum nezdinde terör örgütü olarak kabul edilmesi nedeniyle örgütün Ermenistan üzerinden Türkiye’ye yapacağı her türlü silahlı eylem, uluslararası hukuk gereği Türkiye’nin sınır ötesi askeri harekâtla karşılık vermesine ortam hazırlayacak. PKK’nın Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki bir koridora taşınmasının yıllar önce planlandığı hatta PKK’nın insan kaynakları ihtiyacını karşılayabileceği sosyal bir yapının tesisi için Kürt nüfusun bölgeye göç ettirildiği ortaya çıkmıştı.

Azerbaycan’ın Zengilan, Laçın, Kubadlı ve Kelbecer rayonlarında (bölge-ilçe) yaşayan Kürt nüfus, adı geçen rayonların Rusya destekli Ermeni ordusu tarafından ele geçirilmesinden sonra Azerbaycan’ın içlerine göçmek durumunda kalmışlardı. Karabağ işgalinden çok sonra Azerbaycan’a göç ettirilen Kürt nüfus, Ermenistan ile sınır rayonlara iskân edildi. Konuyla ilgili dikkatimizi çeken göç hareketliliği 2007’de yaşandı.

Nitekim bu göç yolu ve hareketliliği ile ilgili yapılan araştırmalar neticesinde 2007 yılının ilk altı ayı içerisinde, Türkiye’nin doğu illerinden, İran ve hatta Irak’tan 70 binden fazla Kürt nüfusun, Azerbaycan’a göç ettiği/ettirildiği belirlenmiştir.

PKK’nın Ermenistan’a taşınması projesi göz önüne alındığında, göç ettirilen Kürt nüfusun sonraki yıllarda Azerbaycan yönetimine çok ciddi sorunlar yaşatabileceği söylenebilir.

Bu göç olayının, PKK’nın Kandil’deki merkezi Ermenistan’a taşınması ile ilgisi göz ardı edilmemeli.

İlginç olan Azerbaycan’a göç ettirilen Kürtler’in, özellikle Ermenistan sınırı boyunca Binegedi kasabasından başlayarak Gazah şehrine kadar, Bakû-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’nın geçtiği en stratejik bölgelere yerleştirilmesidir.  Son 20 yıl içerisinde 1987 yılından başlayarak Azerbaycan’a göç eden Kürtler, 1993 sonrası daha çoğaldılar ve genişlediler.

Kürt nüfusun göç ettirilmesiyle Türkiye’nin Doğu’ya açılan kapılarını kapatmak için Kürt faktörü ve hassasiyeti kullanılmak suretiyle Azerbaycan-Türkiye arasındaki köklü tarihî ilişkilerin zedelenmesi hedeflenmekte. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sınır yerleşim yeri olan Nahçıvan’da yaşayan Azerbaycan Türkleri’nin bölgeye hızla yerleştirilen ayrılıkçı siyasal Kürtçüler nedeniyle yurtlarını terk ettikleri söyleniyor.

Ancak Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı savaş uçaklarının Türkiye’nin hava sahasını işgal ettiği gerekçesiyle Rus uçağının düşürülmesiyle başlayan kriz, beklenenden daha kısa sürede atlatılınca, PKK şimdilik Kandil’deki  terör karargahını Dağlık Karabağ’a taşımaktan vaz geçti.  Bir diğer nedense terör örgütünün Irak’ta ve Suriye’de yeni eylemlilik sürecine girmiş olmasıdır.

PKK karar alıcıları, küresel ve bölgesel gelişmeleri nasıl okuyor?  PKK sıradan bir terör örgütü değil. 50 yıla yakın bir süredir terör sahnesinin bölgesel aktörü. Hatta başrol oyuncusu.

Ermenistan, Azerbaycan, İran, Irak, Suriye hatta Kazakistan'da örgütlü.

ABD, Avrupa ve Rusya’da temsilciliği var.

Küresel silah şirketleriyle arası iyi.

Öyle ki birçok ülke gizli servisinin referans aldığı eylemlilik içinde.

Narko-trafikten kazandıklarıyla terör faaliyetlerini finanse ediyor.

Terör örgütünün kurmay kadrosu jeopolitikten anlıyor.

Jeostrateji biliyor. Reelpolitik davranıyor. Bölge dengelerine iyi oynuyorlar.

İran, Irak, Suriye ordularından ve hatta Türk Silahlı Kuvvetleri’nden kaçıp örgüte katılan Kürt kökenli rütbeli askerler var. Hatta PKK/KCK adına 2016’da, Nevanda Legerine Politik-Politik Araştırmaları Merkezi (NLP) adıyla istihbarat birimi dahi kurdular.

"-Kısa kes Aydın Havası olsun" derseniz, hemen söyleyeyim, PKK önderliği, bölgesel gelişmeleri yakından izliyor.

Analiz ediyor, örgüt politikasına dönüştürüyor.

Iraklı dini lider ve siyasetçi, Amerika Birleşik Devletleri işgaline karşı direnen ve sonradan Barış Birlikleri adını alan Şii grup Mehdi Ordusu'nun lideri Mukteda es-Sadr'ın Bağdat Hükümeti’ne karşı başlattığı isyan hareketinin öncesinden bilgileri olduğu gibi, İran'da  başlayan halk başkaldırısının  nasıl sonuçlanabileceğini öngördükleri de kesin.

Hesapları şu:  Bağdat Hükümeti, Şii isyancılarla uğraşırken Irak'ın tartışmalı bölgeleri Kerkük, Musul ve Telafer gibi bölgelerde örgütün yerleşmesini ve buraların kontrolünü sağlamak.

Tahminleri sadece bu değil. İran’daki kaosun da İran ordusunu, İran'da tutacağını biliyorlar. Tahran ve Bağdat'ın Kandil’deki “üç-beş çapulcu”yla uğraşmayı bırakın, başını kaşıyacak vakitleri yok. Irak ordusunun Bağdat ve civarından kıpırdamayacağını tahmin ediyorlar.

Çünkü Bağdat düşerse, Tahran düşer, Beyrut düşer, Şam düşer.

“Beyrut da nereden çıktı” demeyin?

Hizbullah zaten İran ve Suriye istihbaratının beslemesi.

Beyrut; İran Velayeti Fakih rejiminin 'Şii Kuşak' projesinin Akdeniz ayağını oluşturuyor.

Lübnan'da hükümet, ülkede “WhatsApp, Viber, Messenger” gibi arama uygulamalarına 2020'den itibaren vergi uygulamaya başlanacağını açıklayınca, Lübnan'da yüzlerde kişi yeni vergi uygulaması dolayısı ile hükümet karşıtı protesto eylemleri gerçekleştirildi. Beyrut'ta göstericiler, genel grevin sürdürülmesi, yolların kapatılması ve meydanların doldurulması çağrısında bulundu. Protestocular, "Canımız kanımız sana feda olsun Erdoğan" şeklinde sloganlar da attı. Demek ki Türkiye'nin “Beyaz Hayaletler”i sınır tanımıyor. Şimdi de  Beyrut, Bağdat, Tahran hattında mekik dokuyorlar.

YPG, Irak'ın tartışmalı bölgeleri Kerkük, Musul ve Telafer gibi bölgelere konuşlanıyor…

Bu stratejik okumanın gereği, tarihi fırsatın ayaklarına geldiğini düşünüyor olmalılar ki PKK/YPG; Irak'ın tartışmalı bölgeleri Kerkük, Musul ve Telafer gibi bölgelere konuşlanıyor.

Bunu ben demiyorum Genelkurmay eski İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin diyor.

Ona göre; "Yeni bir terör örgütü bahanesiyle Rakka ve Deyrizor hattına çekilen YPG'lilerin bir kısmı, Irak'ın tartışmalı bölgeleri olan Kerkük, Musul ve Telafer gibi bölgelere konuşlandırılabilir."

Çünkü diyor ; Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusunun başlattığı Barış Pınarı Harekatı ile birlikte, Suriye'nin kuzeydoğusundaki YPG devletçiği projesine darbe vuruldu.

Türkiye, YPG'li teröristlerin sınırlarının 30 kilometre güneyine çekilmesi için süreci de yakından takip ediyor, terör örgütünü presliyor. Bu kapsamda, Rakka ve Deyrizor hattına çekilen örgütün Irak'ın tartışmalı bölgeleri olan Kerkük, Musul ve Telafer gibi bölgelere doğru kaymaya başlaması, silah ve mühimmatla intikal etmesi söz konusu.

Bölgede zorluk çekeceklerini düşünmeyin.

PKK'nın Irak kolu Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi (PÇDK), örgüt alt yapısını kullanarak, Suriye’den intikal gerçekleştiren YPG’liler için çoktan harekete geçti ve gerekli hazırlıkları yaptı.

YPG yalnız değil: IŞİD de Irak'ın tartışmalı bölgeleri Kerkük, Musul ve Telafer'e konuşlanıyor…

Irak'ın askeri istihbarat şefi Korgeneral Saad el Ellak'ın; Suriye'den Türkiye'ye kaçan IŞİD'in bazı üstü düzey yöneticilerinin yeni saldırılar planladıklarını söylemesine ne demeli? El Ellak, "IŞİD yöneticileri Türkiye'ye kaçtıktan sonra yeni saldırı hazırlığına başladı. Bu kişilerin dosyalarını Ankara'ya ilettik" diyor.  Irak'ın askeri istihbarat  raporuna göre Irak’ın dokuz üst düzey IŞİD yöneticisi, Suriye’den Gaziantep'e kaçtılar, Türkiye’deler. Bu kişilerin  büyük miktarda mali kaynağa erişimi var.

Yeni üye toplamanın yanı sıra büyük çaplı saldırılar planlıyorlar.

Şu anda Türkiye'de bulunan IŞİD'liler, yeni üyelerin örgüte katılmasını sağlamakta kilit rol oynuyor. Suriye ve Irak'taki hapishanelerde tutulan IŞİD'lileri kaçırmak için hapishanelere baskın planlıyorlar. IŞİD hapishanelere baskın planına 'Parmaklıkları Yık' kod adını vermiş. IŞİD'liler arasında “örgütün bugüne kadarki en iyi bombacıları” olarak anılan, Abdullah Fathi ve Hüseyin Farhan Asleni el Cumali'nin de Gaziantep’te bulunduğu iddia ediliyor.

Terörist Mazlum Kobani de Irak'ın askeri istihbarat şefi ile aynı fikirde… ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı terörist Mazlum Kobani, Türkiye'nin saldırılarda IŞİD'i kullandığını doğrulayan belgeleri olduğunu iddia etti. Suriye - Irak Federe Türkmen Devleti/Birleşik Federe Türkmeneli Devleti…

Rusya uluslararası ilişkiler uzmanlarının Suriye’de gündeme getirdikleri “yönetimsel ve kültürel otonomi” ve “üniter desantralize sistem” teklifleri bence Araplar haricindeki diğer etnik unsurların federatif yapılanmasına imkân verebilir.

Suriye’deki Bayır Bucak Türkmenleri ile Irak’taki Bayat Türkmenleri’ni birleştirilecek coğrafi koridorun etnik bağla güçlendirilmesi, Suriye ve Irak hükumetlerinden bağımsız Federe Türkmen Devletinin nefes almasını sağlayacaktır. Federe Türkmen Devleti’ne Kürt aşiretlerinden ve özellikle Suriye ve Irak’ta yerleşik Şammar aşiretinden destek geleceği söylenebilir.

Federe Türkmen Devleti’nin kuruluşu, Türkmenler’in efsanevi Telafer ve Emirli ve Beşir direnişi ile başladı.  Önce İşgalci Amerikan ordusuyla savaştılar.

Emirli’de IŞİD kuşatmasına karşı kahramanca direndiler ve IŞİD’e geçit vermediler. Federe Türkmen Devleti’nin Suriye ayağını oluşturacak Bayır-Bucak Türkmenleri, Suriye Türkleri ya da Suriyeli Türkmenler olarak adlandırılan Suriye’deki yaşayan Türk nüfustur. Türkmen Dağı’nı çevreleyen bölgede yoğunlar. Fransa ile TBMM Hükümeti arasında imzalanan Ankara Antlaşması’na göre, bugünkü Suriye sınırı çizildi, Hatay ve Bayır Bucak bölgeleri Suriye tarafında kaldı.

Ancak 1938’de yapılan referandum ile birlikte Hatay tekrardan sınırlarımıza dahil edildi; daha güneyde kalan Bayır Bucak bölgesi ise Suriye sınırları içerisinde varlığını devam ettirdi. Bayır-Bucak bölgesinin kesin bir coğrafi tanımı olmasa da, genel olarak Cisr Eş Şuğur’un batısı; Nusariye Dağları’nın kuzey ve Lazkiye kıyı şeridinin doğusu ile Hatay’ın güneyi olarak tanımlanabilir.

Bucak bölgesi kıyı şeridinde kalmaktadır.  Bayır bölgesi ise Türkmen Dağları’nın olduğu iç kısımları kapsamaktadır.

Günümüzde yoğunluklu olarak Şam, Lazkiye, Hama, Humus, Halep ve Rakka kentlerinde ve köylerinde  yaşıyorlar.

Şam bölgesinde yaşayanlara Şam Türkmeni adı verilirken, Halep ve Rakka bölgelerindekilere Halep ve Culap Türkmeni, Lazkiye’de yaşayan Türkmenlere ise Bayır-Bucak Türkmenleri deniliyor.

1942-1972 anayasalarına göre Suriye Arap vatandaşı olarak kabul edilen Türkmenlerin kimlikleri ile yaşama hakkı tanınmadı.

Türkçe gazetelerin yayımları durduruldu, hatta Türkçe konuşmaya bile yasak getirildi. 1958’de toprak reformu ile birlikte Türkmenler’e ait birçok tarla, bağ bahçeye devlet tarafından el konuldu. Bu baskılara dayanamayan birçok Türkmen, Halep’ten Türkiye’ye göç etmeye başladı.

Suriye topraklarında Türkmenler’in varlığını azaltacak, buradaki Türkmenler’i yok edecek politikalar hız kesmeden devam etti.

Hafız Esad rejimi ile birlikte “Tek Suriye Kimliği” politikası çerçevesinde burada yaşayan Türkmenler asimile edilerek “Araplaştırma” politikası izlendi.  Terör örgütleri YPG ve düşman kardeşi IŞİD’in; Irak'ın tartışmalı  ve Türkmen nüfusun yoğun olduğu Kerkük, Musul ve Telafer'e konuşlanma girişimleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgeye müdahalesi için gereken uluslararası ve Irak ile Türkiye arasındaki ikili anlaşmalar çerçevesinde yasal zemini hazırlayacaktır.

Dikgazete'de Ömür Çelikdönmez'in yzısının tamamını okumak için tıklayınız

Facebook'ta Sol İtiraz