17 Ekim 2018 Çarşamba

Devrimci Yön

Türkçe olimpiyatlarından Abant toplantılarına: CHP yöneticileri de "kandırıldı" mı?

Türkçe olimpiyatlarından Abant toplantılarına: CHP yöneticileri de
24 Ocak
16:35 2018

Çağdaşses.com sitesinde CHP yönetiminin Amerika'yla olan ilişkileri üzerine Uğur Mumcu'dan sonra araştırmacı gazeteciliğin örneği olacak yazılar yazan Ece Sevim Öztürk'ün yazısını paylaşıyoruz:

CHP – Amerikan ilişkilerinin içiçe geçmişliğini belgeleriyle araştırdığım ve sorguladığım yazı dizim malumunuz. Bu yazıların üzerine sayısız telefon, mail vs. geri dönüş aldım, özellikle CHP’lilerden. O kadar çok “kandırıldık” diyen oldu ki! Kendilerini kandıran siyasetçilere ne denli kızdığını gördüm CHP'lilerin.

Bu ilişkileri kriminal bir suçmuş gibi algılayanlar olduğunu da gördüm. Onlara şunu anlattım...

"Mesele sadece politik. Tavrını Türkiye’nin çıkarlarından yana mı alacaksın, ABD çıkarlarından yana mı? O kadar. CHP, kurucu felsefesi gereği “tam bağımsızlık” şiarıyla hareket etmesi gereken ve programını bu misyonla hazırlamış, düzenlemiş bir parti. Ve bugün özellikle ekonomik ilişkilerle, hatta kimi yerlerde düşünce kuruluşları ile ABD yanlısı politikalar izleyen siyasetçiler tarafından yönetiliyor. Ve aldıkları kararlar da ABD nasıl isterse o doğrultuda oluyor. “Herkes için CHP’den” “Türkiye için CHP”ye geçiş yapılabilmesi için tek turnusolun “Amerikancılık” olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Amerikancı mı, değil mi? Bu insanlardan kimileri Fethullah Gülen’e inandıkları için yakın ilişki kurmadılar. PKK ile dağa da çıkmadılar. ABD öyle istediği için gerektiğinde Gülen ve yandaşları ile ittifak içinde oldular, gerektiğinde PKK’nın siyasi uzantılarıyla yol yürüdüler. Ancak hep sol değerlerden söz ettiler ve söylemlerini “barış, dinler arası diyalog, hümanizm vs.” ile maskelerken, ABD’li işadamları ile televizyonlar kurup, yönetip, kendilerine hediye edilen ihaleler ile ceplerini doldurdular. Bu ilişkilerden ilk kez yazılarım sayesinde haberdar olan CHP’liler ise kandırıldıklarını gördüler.

Peki başka kimler kandırılmıştı?

***

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.

Tarih: 3 Ağustos 2016.

Olağanüstü Din Şurası'nda konumuş ve FETÖ’yü kastederek şöyle söylemişti:

“Bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökememiş olmanın üzüntüsü içerisindeyim. Rabbim de milletim de bizi affetsin.”       

Devletin en tepesindeki ismin bu sözleri üstüne çok tartışıldı. Tepkiler de oldu, destekleyenler de, “biz de kandırılmışız”diyenler de. Kimin ne zamandan itibaren kandırıldığı tartışmaya açıldı hemen akabinde. Binali Yıldırım “Milat 17-25 Aralık’tır”demişti zira; 17-25 öncesinde kandırıldığını söyleyip hemen Erdoğan’dan yana tavır alanlar “yerli ve milli kandırılmışlar”olurken, 17-25 sonrasında Erdoğan’dan yana tavır almayıp, operasyonlar sertleşince “Yahu biz de kandırılmıştık, ama olmaz ki böyle” diyenlere cezaevi yolu gösterilmişti.

Siyasi literatüre yepyeni bir söylem getirildi böylelikle:

“Kandırıldık.”

Öyle ya da böyle, siyaset bir şekilde yeni anlatı üzerinden şekillendi. CHP 17-25 Aralık’ı “Yolsuzluk ve Rüşvet Haftası” olarak kutlayıp, il ve ilçe başkanlıklarının önünde genelge ile “hırsız var” sloganları atılmasını örgütlerken, 15 Temmuz sonrasında o genel anlatıya boyun eğdi ve pek bir eğlenerek kutladıkları bu hafta ve diğer zamanlarda sessiz kalmayı tercih etti.

Bunda Yenikapı’nın etkisi de büyüktü, Erdoğan’a yakın kimi gazetecilerin rüşveti “darbe teşebbüsü” ilan etmesinin de. Artık 17-25 Aralık, AKP’den sonra tüm muhalefetin “darbe teşebbüsü” olarak kabul ettiği bir karanlık haftaydı. FETÖ’nün ortaya çıkardığı bu hukuk dışı dinleme kayıtları o gün “demokratik zeminde tartışılabilir meseleler” olarak anılırken, bugün yurt dışına kaçan Gülencilerin Türkiye’de yaşayanlara “Neden rüşvete sessiz kalıyorsunuz” diye bağırmalarından başka bir etki alanı bulamıyordu.

Nihayetinde mevzubahis bakanlardan Egemen Bağış, demokrasimizin “Facetime kahramanı” Hande Fırat’ın düğününde boy gösteriyor, Zafer Çağlayan Beştepe’de bir eli göğsünde poz veriyordu.

Bu şu anlama geliyordu...

Bir hesap sorma mekanizması olarak hukuk, terbiye aracı olarak kullanılmaya başlandığı günden beri unutulmuştu zaten... Rabbimi bilmem, ancak Erdoğan’ı ona oy verenler affetmişti. Böylelikle o bakanlar bu denli rahat dolaşabiliyorlardı ortalıkta.

“Kandırıldık, affedin” denildi ve affedildi.

Kılıçdaroğlu, “Yargıda cemaatçi yapılanma olduğuna inanmıyorum” dediğinde, -geçtiğimiz gün ölüm yıldönümü olan-Rahmetli Kamer Genç’in kendisine verdiği yanıtı yazmıştım, hatırlarsınız.

Peki, CHP yönetimi?

CHP yönetimi de kandırılmış mıydı?

Erdoğan Toprak.

Tarih: 22 Ağustos 2016.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak'ın, Erdoğan’ın “kandırıldık” demesinin üzerinden tam 18 gün geçtikten sonra, kendi basın danışmanlığını da yapmış olan Ali Haydar Fırat’ın internet sitesi PolitikYol’da bir röportajı yayımlanmıştı.

Şöyle söylemişti o röportajda Sayın Toprak:

“(...) FETÖ de benzer şekilde başta AKP olmak üzere, bizlerin en baştan itibaren bildiği ve sürekli uyardığı gerçek amaç ve hedeflerini gizleyip, karanlık yüzünü saklayarak, liberal aydınları yanına çekti, ittifaklar yaptı. Abant Toplantıları ile demokratik bir kimlik sergileyerek sempatisini artırdı. Türkçe Olimpiyatları ve 170 ülkeye yayılan okullarıyla, eğitim amaçlı, insani bir hareket görüntüsü oluşturdu. Dinler Arası Diyalog, Medeniyetler İttifakı vb. oluşumlar ve adımlarla, içeride ve dışarıda, medeni ve insani bir dinsel arayış, barışçıl bir oluşum, batı değerleriyle, eğitim, bilim ve entelektüellikle demokratik çabaları buluşturan bir hareket izlenimini güçlendirdi.(...)”

Yani özetle diyor ki...

-FETÖ gerçek yüzünü gizleyen bir örgüt, liberal aydınları yanına çekti, ittifaklar yaptı. AKP’yi zaten biliyoruz. Biz bunları uyardık, bu örgütün karanlık yüzünü hep anlattık. Bu Türkçe Olimpiyatları kandırmacadır, Abant Toplantılarından demokrasi çıkmaz dedik.

“Biz Erdoğan gibi kandırılmadık, kandırıldık diyeneleri de uyarmıştık” demek istiyor.

Peki, Erdoğan Toprak söylediği üzere bu hususta gerçekten kandırılmadı mı acaba? 11. Türkçe Olimpiyatlarına neden katıldı o halde?

Kendi internet sitesinde katıldığı bu etkinliğin haberi hala duruyor. Üstelik, CİHAN’ın haberine Sabah Gazetesi’nin yer verdiği bu etkinliğe katıldığının haberi de haberin ekine iliştirmiş.

(Link: http://www.erdogantoprak.com.tr/haber/Turkce-Olimpiyatlari-renkli-goruntulerle-basladi/139209)

Sayın CHP Genel Başkan Yardımcısı, bu Türkçe olimpiyatlarının, açılan okulların gizli ve karanlık amacını “en başından biliyorduk” diyordu madem...

Niye katıldı o halde?

Niye Kamer Genç gibi tepki koymayı tercih etmedi?

Ya Abant toplantıları?

9 Mart 2012’de Gülen cemaatine yakınlığı ile bilinen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın yaptığı Abant Platformu toplantılarının 26.’sı düzenleniyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, “Gülen’in tek sevdası Türkiye” diyen Muhammet Çakmakile birlikte katılıyor bu toplantıya.

“Parti düzeyinde ilk kez katılım sağlıyoruz” diye de övünüyor o toplantıda.

Tam Erdoğan Toprak da mı kandırıldı acaba diyeceğim, Ali Haydar Fırat’ın sitesine “biz onlar gibi kandırılmadık, en başından biliyorduk” dediği geliyor aklıma!

***

Mesele kandırılmaktan ve Sayın Erdoğan Toprak’tan açılmışken hemen kapatmak olmaz.

Erdoğan Toprak’ın eşi Av. Ece Toprak Güner, FOX TV’nin hissedarlarından Engin Güner’in kızı, belki duymamışsınızdır. Son zamanlarda Doğan Medya’nın programlarında da yorumcu olarak karşınıza çıkmış olabilir. Oldukça başarılı bir CV’ye sahip, zarif bir hanımefendi ve kendi söyleşisinde anlattığı üzere 30 kişiyi istihdam ettiği bir hukuk bürosu var imiş.

Erdoğan Toprak’ın kayınpederi Engin Güner ise, Özal’ın eski Özel Kalem Müdürü, eski ANAP Milletvekili aynı zamanda. Sayın Toprak'ın kayınpederinin bir artısı daha var.

2007 yılında ABD’li ünlü medya baronu Robert Murdoch’un ortağı Ahmet Zahrettin Sebuhi Ertegün vefat edince, yabancılar %25’ten fazla hisse sahibi olamaması sebebiyle, Huzur Radyo TV A.Ş. hisselerinin %75'i Lale Cander, Metin Nergin, Hasan Gürhan Berker ve Engin Güner’e devri gerçekleştiriliyor.

Böylece gerçekleştirilen yeni hisse dağılımı ile birlikte, Erdoğan Toprak’ın eşi Ece Güner Toprak’ın babası Engin Güner %4.5 ile FOX Tv’nin hissedarlarından birisi oluyor.

(İsmail Küçükkaya, Kemal Kılıçdaroğlu, Engin Güner)

***

Engin Güner ile birlikte hisse sahibi olan Lale Cander de oldukça ilginç ortaklıklara imza atan bir isim.

Güner’lerin ortağı olan Lale Cander, önceki yazımda anlattığım Soros Vakfı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun da kurucularından olduğu TESEV’in başındaki isimlerden olan Can Paker’in oğlu Kerim Paker’le birlikte Bilgi Üniversitesi’nin mütevelli heyetinde yer alıyor.

Lale Cander aynı zamanda Murdoch ve Ertegün’ün TGRT alımı işinde danışmanlık yapmış olması ve Ahmet Ertekin ile Erdoğan’ı tanıştırması sebebiyle de dikkat çekiyor. ABD'den bir çok firmaya da Türkiye danışmanlığı yapıyor. Kendisi Siirtli; Emine Erdoğan’la ve az önce bahsettiğim bakanlardan olan Egemen Bağış ve Cüneyt Zapsu ile de oldukça yakın ilşkileri var.

(Siirtliler Derneği'nde Egemen Bağış ve Lale Cander yan yana)

(Egemen Bağış'ın eşi Beyhan Bağış ve Lale Cander yan yana)

***

Babası gibi başarılı bir isim olan Sayın Toprak’ın zevcesi Ece Güner Toprak, Avrupa ile ilişkileriyle dikkatleri üzerine çekiyor. Hanımefendi aynı zamanda Avrupa Dış İlişkiler Konseyi(ECFR) üyesi.

Erdoğan Toprak’ın Artı 1 Tv’yi satın alması için getirdiği Altan Ertürk’ü önceki yazılarımdan hatırlıyorsunuz... Ekim Alptekin’in Altan Ertürk ile ve Şaban Dişli, Davut Dişli, Mehmet Karasu gibi isimlerle olan ortaklıklarını, kanalın gizli patronu olduğunu ve Uğur Dündar ile ekibini kanaldan kovdurup, Can Dündar’ı getirttikten sonra 17-25 Aralık sonrasında tapeleri yayımlattığını anlatmıştım, malumunuz.

İşte Ekim Alptekin burada yeniden karşımıza çıkıyor. O da Ece Güner Toprak gibi ECFR üyesi.

Ece Hanım’ı ve Ekim Bey’i ortak bir çatı altında toplayan fikir birliği nedir acaba?

Bu konseyin diğer üyeleri de oldukça ilginç...

Her önemli organizasyonda aynı isimleri, aynı söylemleri ve aynı duruşu görüyorum.

Ahmet Davutoğlu, İbrahim Kalın, Şafak Pavey, Kemal Derviş, Soli Özel... İsmini ilk kez duyduğum Senem Aydın Düzgit kim diye baktığımda, Bilderberg toplantısına davet edildiğini ve davete icabet ettiğini gördüm!

Turnusolu hatırlarsanız, parti ayrımının fark etmediğini de anlamakta zorlanmazsınız.

Kim nereye davet edilirse edilsin, İster Bilderberg toplantısına katılsın, ister Abant toplantısına...

İster FOX Tv’de ilginç isimlerle ortaklıkları olsun, ister garip ilişkilerle Artı 1 Tv’de sahiplikleri...

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...

SOLİTİRAZ.COM

Facebook'ta Sol İtiraz