17 Aralık 2018 Pazartesi

Devrimci Yön

Yurttaşlığın Namus Borcu / Cemal Öztürk

Yurttaşlığın Namus Borcu / Cemal Öztürk
27 Ekim
22:00 2018

 

“Bilmeli ki milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlerin avıdır” (1)

*                                                                                                                    

“Bir devletin dayandığı esaslar, " bağımsızlığı tam " ve " kayıtsız şartsız milli egemenlikten” ibarettir. (2)

*

“Millet,  dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı vatandaşların oluşturduğu siyasal ve sosyal bir birliktir…Türkiye cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir “(3)

*

“Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.”(4)  

                                               Gazi Mustafa Kemal Atatürk

 

Yine Medeni Bilgiler Kitabında, vatandaşın devlete karşı üç önemli görevi belirtilmiş.

Seçmek
Vergi vermek
Askerlik yapmaktır
(5).  

*

Andımız, ulusal bilincin ve yurtseverliğin yükseldiği yıllarda yazılmıştı (1933).

Hayatı boyunca idealist bir insan olarak yaşayan Dr. Reşit Galip, cumhuriyetin yetiştirmek istediği insan tipinin fikir mimarlarından biriydi. Laik cumhuriyetin eğitimde hedeflediği soru sormasını bilen,  sorgulayan, sorumluluk duyan ve erdemli bireylerin oluşturduğu uygar bir toplumdu.

 

"Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam; küçükleri korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun!”

 

Bu kısa metin adeta iyi bir insan ve iyi bir yurttaş olmanın şartnamesiydi:


1. Ulus kan bağından çok kültürel bir kimliktir.

2. Ahlaki dürüstlük ve epistemolojik doğruluk içselleştirilmeden içtenlik olmazdı.

3. Ekonomik, estetik, etik ve epistemolojik her türlü üretkenlik çalışma azminden geçer.

4. Sonsözde yükselmek, ilerlemek de bağımsızlık ülküsüne bağlanmakla mümkündür.

Azın özü andımız birey toplum diyalektiğinde andımız, öğrencinin ülkesine ve bağımsızlık ülküsüne verdiği bir namus sözüydü.

*

Pekiyi, bu günkü mali sermayenin ulus yıkıcıları neler istenmektedir bizden:

1. Sorgusuz sualsiz bir itaat ve boyun eğme

2. Ekonomik ve siyasal yönden yaşam koşullarımızı günden güne ağırlaştıran bir esaret

3. Serbest piyasada herkesi satın alma ya da silahla teslim almak.

4. Kültürsüzleştirme, kimliksizleştirme, göç olgusu ve yurtsuzlaştırma dramı.(6)

*

Bir ahlak manifestosundan rahatsız olanlara ne demeliyiz bugün? Bir milletin farklı milliyetlerden meydana gelmesi tarihsel koşulların sonucunda gerçekleşir.

Ulusal bağımsızlık bilincinin temelinde;  sürdürülebilir bir yaşam için herkesin bireysel gelişimine uygun bulması (üretim sayesinde ancak), meslek ahlakı, insan onuru ve evrensel yurttaşlık hakları yatar.

Yurttaşlık bağları kan, soy sopa değil anayasal hukuki bir antlaşmaya dayanır. Kabile ve aşiret bağlarının ötesinde daha uygar insan ilişkilerini gerektir. Burada olması gereken halkın eğitim, sağlık ve güvenlik ihtiyacının yeterince karşılanabilmesidir.

*

Modern toplum; hem bilim, teknolojiye hem de sanatsal arınmaya muhtaç insan nüfusudur. Giderek tekelleşen sermayenin tehlikelerine karşı içerde el birliği, dil birliği, kültür ve gümrük birliğini korumak zorundadır.

İşte andımız bağımsız Türkiye ülküsüne bağlı
kuşaklar yetiştirmek için kaleme alınmış bir ahlak manifestosudur.

*

Andımızı ırkçı bir zihniyetle itham edenler aslında kendisi bizzat ırkçıdır. Çünkü bu tutum düpedüz bilerek ya da bilmeyerek laik hukuk ve ahlaki aklın sözleşmesi dediğimiz yurttaşlık bağına itiraz etmektir.

*

Laik cumhuriyetin; ilke ve değerlerine önem verenler asla andımızdan rahatsız olmazlar. Çünkü bunlar dini inançları ne olursa olsun herkesin kabul edeceği ahlaki değerlerdir. Dinden başka hiç bir kariyer ve kazanç kaynağı olmayanlar andımızdan rahatsızdırlar. Said Nursi ve Fethullah Gülen’den bir evliya çıkaranlar andımızdan rahatsızdırlar. Cumhuriyet değerlerine karşı “küfür romanları yazan Orhan Pamuk, Elif Şafak gibi yazarları sevenler de ihtimal andımıza hoş gözle bakmazlar. Ergenekon tertibiyle TSK’yi çökertenler, Taraf ve Zaman okurlarıyla hiçbir zaman ant’laşamayız/anlaşamayız zaten.

*

Dikkatsizliğin böylesi üstün körü bir körleştirme çabası değilse nedir?

"Her sabah…" diye söze bir bıkkınlık tekrarıyla başlayanlar niçin Andımızın içerik, etik önem ve pedagojik anlamı üzerinde hiç kafa yormazlar.

"Çocuklar ant değil süt içsin" diyenlere cevabım şudur: Madem ulus yıkıcılığı yapan mali sermayenin emrine girmiş toptan siyaset esnafı olarak andımız kaldırılsın diyorsunuz o halde,

 'Bundan sonra ulusal varlık, birlik ve dirliğimiz üzerine

 Herkes soğuk bir su içsin ' demek istiyorsunuz aslında.


Kaynaklar:

1. Medeni Bilgiler Kitabı, Pr. Dr. A. Afetinan,  Atatürk Araştırma Merkezi Yay, s.34

2. Age,  s.35

3. Age, s.26

4. Age, s.27

5. Age,  s. 99

6.Kir Teorisi, Yalçın Küçük, B.Sadık Albayrak,  Taylan Kara, Doğu Kitabevi, s. 85- 86.  (Daha kapsamlı bilgi için Ümmileştirme Tablosu’na bakabilirsiniz s.85)

 


Facebook'ta Sol İtiraz