31 Mayıs 2020 Pazar

Devrimci Yön

Askıda Üç Dilek! / Ünsal Çankaya

Askıda Üç Dilek! / Ünsal Çankaya
22 Temmuz
23:33 2018

Bir ülkeyi darbe koşullarına getirmek, teşebbüs ve sonrasında ülkedeki herkesin yaşamını askıya almalarını sağlayanlar var ya... Onlar onamasın bir kere daha...

Ama ülkemdeki insanlar için üç dileğim var bende de çok olmasa bile. Adı üstünde; "askıda", ihtiyacı olanlar alsın diye.

ASKIDA ÜÇ DİLEK NE DEMEK?

Askıda Ekmek Uygulaması:


İhtiyaç sahipleri verene karşı borçluluk duymadan ve vereni görmeden alır parasıyla alamadığı ekmeği. Çok ülkede yaygındır.

Askıda Zerzevat Uygulaması:


Pazarda ya da manavda askıda ekmeğin katığı ve sıcak bir tencere yemeğe katkıdır, daha az yaygındır.

Askıda Giyecek ve Eşya Uygulaması:

Genelde üniversite kampüslerinde ya da belediyelerin yardım evlerinde asılır ihtiyacı olan alsın diye kullanılabilir giysi ve eşya.

Askıda Kitap Uygulaması:

Okunmuş ya da hiç okunmamış her tür kitabın isteklilere aynı yöntemle ulaşmasıdır.

Hepsi hayır hasenetin gizliliği ilkesinden güç ve el alır, müslümana özgü değildir bu iyi paylaşım ve bağış yöntemi, hristiyan da askıya çıkarabilir yiyecek, giyecek ve kitabı, dinsiz de, imansız da...

İnsanlık için paylaşımın değerini artıran uygulamalardır, artsın dilerim her ülkede.

Şimdi 'Askıda Yaşamak' deyiminin kökenine gitmeden alıp geleyim güne.


ASKIDA YAŞAMAK UYGULAMASI

Hayır hamasetle ilgisi yoktur, vatan, millet için feda duygusu da yoktur içinde. Yani canını bir başkası için hayır olsun diye asamazsın askıya. Ama yaşamın askıya alınmış gibi yaşarsın bir süre. İsteğinle değildir, mecburidir.

O öyle bir HÂL'dir, öyle bir asmaktır ki, canını asarsın canına... 

Kanun dairesinde değildir ona keyfe keder dokunmak. Güç kimde ise gitmek, gelmek, yemek, içmek, okumak, yazmak ve düşünmek bile 2935 sayılı O HAL Kanununu kendi keyfinden ibaret sananların ellerindedir artık.

O kederi keyfine fazla buldukça sıkacaktır kemendi.

Çünkü hukuk askıdadır.

O yasa sadece onu korur, kalkanıdır bir süre.

Ben üç dilek asacağım askıya.

Askıda dilek uygulaması da olsa iyi olurmuş diye düşündüm de...

BU yasa ile hüküm sürecek olanlar kalbindeki iyilik ve insanlık ile iş ve eylem tesis etsinler dileğim ütopik ama olsun... Diledim işte.

Bir de şimdilik üç ay... Kimi için göz açıp kapayana dek geçer de canını askıda görenlere asır gibi gelecektir, o kadar uzun hissedilmeye...

Uzatılmasın bir ya da daha çok kez... Ve elbette üç ayda "normale" dönülsün dileğim gerçekleşsin dileğimi asıyorum köşeye.

(NOT: 2935 Sayılı Yasa metni okunaklı ve sade yurttaşın da anlayacağı dildedir, görmedim, bilmiyorum demek tüm yasalar için mazeret değildir. Okuyun en can alıcı işlemlere karşı ne hakkınız kalmış ya da kalmamış diye basından ya da internet üzerinden.)

Şimdi herkes hem merakta hem değildir o dilekler oldu mu diye.

Çünkü hep birlikte yaşadık o zamanı… Dileklerimin üçü de gerçekleşmedi. 

Umut dedim… Yine! İflâh olmuyor umut…

İşte o yüzden 2017 yılı aynı gününde aynı üç dileği astığımı yazmıştım notlarımın altına…

Nasıl da saf bir iman bu umut…İnsanı her dilediği olacak gibi heyecana boğuyor… Hep yanılsam da.

Böylece boğulduk bir yıl daha… Ekonomi dara düştükçe içerde ve dışarda sıkıntıya girdikçe yönetim canımıza okudu diyelim de bu dileklerin asılması külliyen bitsin değil mi?

Hayır… Birden erken seçim diye tutturuldu ve kendimizi sistem değiştiren bir sürecin umutlusu – umutsuzu olarak buluverdik bir anda… Tabi hem iktidar hem muhalefet OHAL kalkacak seçimi kazandığımızda dedi

Kimse soramadı iktidara niye hemen kaldırmıyorsun diye… Soranlara da yanıt veren olmadı… Lütfedip de bir yanıt veren olduğunda da devletin bekası orada bir kale gibi duruyordu…” Sen hain misin, yoksa fetö teröristi misin, yoksa pkk teröristi misin?” deniyor, açıkça diyemeyenin  öfkesine bakılırsa da denmiş kadar oluyor o bakışlardaki kin ve garezde…


Neyse… Geldik bugüne…

Bugün notlarıma “Bu yıl da” dedim, “Askıda ekmek kadar değerli dileklerim!” Askıda.

Ve altına şunu ekledim:” Çünkü O hâl kalktı güya. Üç ay aralıklarla tam yedi kez uzatıldı.

Uzatma tezkeresi yazılmadığı için de bugün kendiliğinden kalkmış sayıldı üstelik!

Ama benim aynı üç dileğim halen askıda…

Çünkü derdim, nedenini açıklayabilsem, diyemiyorum, henüz belli değil ama yerine gelecek de bir tür O Hal. O hal olmayan zamana dönemeyeceğiz galiba.

Tamam kendi kalkmış da yerine ne koyuldu derseniz… Bugünlerde çıkan Bakanlar Kurulu KHK’lerini ve Başkanlık Kararnamelerini takibe yetişemiyorum… Tüm Resmî Gazete yayımı, hangisi gerekirse basılı olacak kalanı niye sadece internet üzerinde olacak kısmını filan yorumlayamadım ama Resmî Gazete okunacak tek gazete olacak bu sıralarda… Okuma yazma bilmeyenleri geçtim internet bilmeyen öğrenerek, bilerek yaşayamayacak anladığım… Okuma hızınız düştüyse benim gibi anlama hızınız da düşecek… Hem anlayıp da ne olacak demeye başlayacağız sonunda… Ya da başkan babamız bizim için düşünecek ya nasıl olsa.

Henüz eksiği gediği çok bu yeni sistemin.

Ne doların ateşi düştü ne ekonominin…  Oysa hepsi birden düze inecekti inananlar olduysa… (Oldu tabi, yoksa o kadar oy nasıl girer sandığa?) Kervan yolda düzülecek her durumda…

Bildiğim tüm hukuku unutalı çok oldu da hukuk diye sunulacak olanı öğrenmeye ömrüm yetecek mi bilmiyorum. TBMM O HÂL yerine sürekli bir hâl alacak önlemlerle terör mücadelesi yapacak kanun çıkartmak için çalışıyor… Oylandı mı, kabul oldu mu, ne kadarı demokratikleşebildi teklifin takipte kalın... Çünkü benim enerjim kalmadı bir torba yasayı daha okuyup da anlam bulmaya…

Ömrün kalanını zarar görmeden yaşamak isteğim ve ülkenin aydınlık bir geleceğe ulaşması umudumu asacağım bundan sonra her yılda.


Ünsal Çankaya

SOLİTİRAZ.COM


Facebook'ta Sol İtiraz