23 Eylül 2020 Çarşamba

Devrimci Yön

Seçim kaosu ve Irak’taki protestoların tahlili

Seçim kaosu ve Irak’taki protestoların tahlili
29 Temmuz
12:40 2018

Iraklı göstericiler, yaklaşık iki hafta önce elektrik, içme suyu ve işsizliği protesto etmek için güneydeki kentler sokaklara döküldü. Basra, protestoların sembolü oldu. Protestolar o kadar ilerlediki göstericiler Necef Havalimanı’nı ele geçirdi. Irak’ın güneyindeki siyasi parti ve taraflar göstericilerin taleplerini desteklemesine rağmen hepsi az ya da çok protestocuların da hedefi halinde.

 

Irak'taki gösterilerin ardında bir çok neden olabilir. Ancak son 15 yılda halkta oluşan kızgınlık ve memnuniyetsizlik önemli bir etken oldu. Çoğunluğu Irak’ın güneyinde olan halkın 12 Mayıs’ta gerçekleşen parlamento seçimlerine yüzde % 56 gibi ciddi oranda katılımda bulunmaması biriken hoşnutsuzluğun işaretiydi.

 

İç ve dış nedenler

 

Bazıları, Irak'taki protestolar için güçlü bir zemin olduğuna, bazıları da protestoların ardında başka bir el olduğuna inanıyor. İkinci görüşten başlayacak olursak, İran'ın Irak’taki protestolarda üstlendiği rolüne işaret ediliyor.

 

Bir grup, İran’ın, Irak’ın borcunu gerekçe göstererek Basra’daki elektriği kesmesi ile protestoların kıvılcımını ateşlediğini düşünüyor. Bu da İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin “Eğer İran petrol ihracatı yapamazsa diğer ülkelerde küresel piyasalara petrol ihraç edemez” sözlerinin ardından geldi. Şüphesiz ki protestoların Irak petrolünün büyük bir kısmının çıktığı Basra’da başlayıp devam etmesi Irak’ın petrol ihracatı için büyük bir tehdit oluşturuyor. Özellikle Kerkük’teki petrol ihracatının büyük bir kısmının ihraç edilmediği bir durumda büyük bir risk.

 

Fakat öyle olsun ya da olmasın, Irak’taki gösterilerin dayandığı temel sebep içteki memnuniyetsizliktir. Her ne kadar günlük yaşananlar aynı olsa da, başarısız yönetim sonucunda yıllarca birikmiş memnuniyetsizliğin sonucu olduğunu söyleyebiliriz.

 

Irak’ı şu anda resmiyette uluslararası siyasi denge ayakta tutuyor. 2003’ten sonra Irak’ta, hükümetin zayıf kalması, güvenlik ve kamu hizmetlerinin sağlanamaması, meşruiyet krizi, ekonomik ve güvenlik istikrarsızlık, ülkenin bazı bölgelerinde kontrolün sağlanamaması ve iç savaş en önemli başarısızlıklar oldu. Iraklıların diktatör bir yönetimden kurtulma istekleri daha iyi bir şekilde sağlanamadı.

 

Gösteriler ve 12 Mayıs seçimlerinin kaosu

 

12 Mayıs seçimleri, mevcut durumun belirtilerini ortaya çıkardı. Kaos varsayımına göre, küçük bir değişim büyük olayların önünü açabilir. Nasıl güçlü bir rüzgar büyük bir fırtınaya yol açabilirse, siyasi sistemde de bir kişi ya da daha büyük bir grup veya topluluğun yapacağı değişiklik daha büyük değişikliklere gebe olabilir. Eğer bu perspektiften 12 Mayıs’a bakabilirsek seçimlerdeki düşük katılımın mevcut kaos ve karmaşıklıkların önünü açan temel sebep olduğunu söyleyebiliriz.

 

Seçimlere katılımın düşük oranda olmasına genel olarak bakarsak, bu etkinin genel olarak Irak siyasi süreci ve Kürdistan Bölgesi’ndeki siyasi süreç üzerinde etkili olduğu ve devletlerin çıkarları adına iç ve dış hesapları altüst ettiğini görürüz. 12 Mayıs seçimlerinde, yüksek otoritenin isteğine rağmen Şiilerin büyük bir kısmı oy kullanmadı. Bu, Irak'ın diğer bölgeleri gibi siyasi protestoların ortaya çıkmasında bir etken oldu. 12 Mayıs seçimlerinden büyük bir değişiklik bekleniyordu. Ama en büyük değişikliği gerçekleştirenler seçimlere katılmayanlar oldu. Oy kullanmayan % 56’lık kesim hem seçimlerin meşruiyetini tartışmalı hale getirdi hem de seçim sonrası süreçte büyük bir karmaşaya neden oldu.

 

Dış aktörlerin çoğu sonuçlardan memnun olmadı. İç aktörler de memnun olan ve olmayanlar olarak ikiye bölünerek büyük olasılıkla istikrarın bozulmasının kaynağı oldu.

 

Nasıl ki insanlar yüksek otoritelerin seçimlere katılım çağrılarını dinlemeyip seçimlere katılım göstermediyse, mevcut protestolar siyasi partileri hedef alıyorlar, en büyük desteği de 12 Mayıs seçimlerine katılmayanlardan alıyorlar.

 

Sonuç

 

Hükümetin baskı kullanarak protestoları bir dereceye kadar azatması mümkün olabilir. Ancak Irak'taki istikrarsızlığın kaynağını ortadan kaldırmak mümkün olmayacaktır. Gösterilerin devam etmesi durumunda anayasadaki boşluk hükümetin yasal olmayan adımlar atmasına ve bir darbe ile sonuçlanabilir.

 

Irak Parlamentosu’nun görev süresi doldu ve Irak her zamanki gibi 45 gün içinde yeni bir hükümet kuramadı ve parlamentoyu aktifleştiremedi. Mevcut hükümetin nasıl bir yetkiye sahip olduğu tam anlamıyla belli değil.  Acaba böyle bir süreçte anayasal hükümleri uygulayarak parlamentonun onaylamadığı bir olağanüstü hal ilan edebilir mi?

 

Siyasi tarafların hükümet kurma ve daha fazla kazanç elde etmek için yaptıkları rekabet bu boşluğu güçlendirebilir. Bunun sonucunda ya siyasi partiler arasında bir anlaşma ile durum kabul edilecek ya da Haydar Abadi ülkeyi olağanüstü bir şekilde yönetmeye devam edecek.

 

Protestolar Bağdat hükümetini zayıflatıyor! Bu durum Kürdistan Bölgesi'nin bölge idaresinin dışındaki Kürdistani bölgelere dönmesi ve petrolün Kürdistan boru hattı yoluyla Türkiye'ye ihraç edilmesi konusundaki konumunu güçlendirecek. Irak güçlerinin Irak'ın güneyindeki kentlerde güvenlik durumunu kontrol altına almak için bir bölümünün Kürdistani bölgelerden çekilmesiyle bir boşluk yaratabilir. IŞİD bundan yararlanarak tekrar bölgeye yayılabilir. Bu durum, Kürdistan Bölgesi'ne, uluslararası koalisyon yoluyla Peşmerge Güçleri’nin bölge yönetiminin dışındaki Kürdistani bölgelere dönmesine yönelik baskı uygulama fırsatı verecektir.

 

Buna ek olarak, Basra'daki gösteriler petrol piyasasına yönelik bir tehdit oluşturabilir. Bu durum petrol satın alan devletlerin, Kerkük petrolünü Kürdistan üzerinden ihraç fikrini desteklemeyi ve Bağdat hükümetine bu yönde baskı yapmasını sağlayabilir.

 

rudaw.net'te yer alan Zıryan Rojhılati'nin yazısının tamamı için...

SOLİTİRAZ.COM

Facebook'ta Sol İtiraz