29 Ocak 2020 Çarşamba

Devrimci Yön

Soner Yalçın ne yapmak istiyor? Kara Kutu’nun hedefinde Atatürk’ün yol arkadaşları mı var?

Soner Yalçın ne yapmak istiyor? Kara Kutu’nun hedefinde Atatürk’ün yol arkadaşları mı var?
08 Aralık
00:00 2019

Soner Yalçın'ın bir gazeteci olarak saygın ve çileli bir geçmişi olan Türk tıbbına karşı akılalmaz iddialar ileri süren Kara Kutu kitabının eleştirileri sürüyor. Tıp Kurumu Genel Sekreteri Ali Rıza Üçer'in www.medikritik.com'a yer alan bir yazısını solitiraz okurları için yayınlıyoruz.

Yalçın, Homeopatik (önleyici-koruyucu-tamamlayıcı?) tıbba karşı Rockefeller ve Carnegie gibi dünya sermaye imparatorlarının dayattığı hepimizi kuşatan “endüstriyel tıbbın” “Kara Kutu” sunu açtığını iddia ediyor değme komplo teorisyenlerine taş çıkartır cinsten. 

Kitabın girişinde zaman tüneline giriliyor (s.25-35). “Rockefeller’in Kozmik Odasındaki 805 numaralı kutu Türkiye ile ilgili. Türkleri ve projeleri anlatıyor. Bunlardan 805E kutusundaki Fellowships/Burslar belgelerine erişim yasak. Açık belgelerin izi sürülüyor. 805A Tıp (Tıp fakültelerinde veya tıbbi araştırma enstitülerinde yürütülen araştırmalara verilen burslar-yardımlar) 805C Hemşirelik, 805I Sıtma (Aşılar için verilen paralar) 805 J-L Halk Sağlığı Gösterileri ve Eğitimi.. 805R Beşeri Bilimler ve Sanat yardımları 805S Sosyal Bilimler bursları.

Açık kutulara bakıldığında Rockefeller, Türkiye’de genellikle tıp-sağlık sektörüyle yakından ilgili. Belgeler Türkiye’de “Amerikan modeli endüstriyel tıbbi eğitim ve araştırma anlayışının yerleşmesine nasıl etki ettiğini anlatılıyor. Rockefeller Vakfı 1950’lerin ortalarından başlayarak Robert Kolej’e, Cerrahpaşa ve  Ankara Tıp Fakültelerine, İhsan Doğramacı’nın kılavuzluğunda Hacettepe Tıp Fakültesine, diğer tıp fakültelerine ve genç akademisyenlere, akademisyen adayı doktorlara  paralar yağdırıyor. 

 

Burada dikkat çekici bir kutucuk var, 809L Ziyaretler (Refik Bey, Asım Bey), 1929. Bu kutucuğa ait 10 numaralı dipnotta (s.28) bakın neler yazıyor? 10 Dönemin Sağlık Bakanı Refik Saydam ve Sağlık İşleri Müdürü Asım Azar’ın 3 ay süren ABD gezilerinin davet edeni Rockefeller Vakfı idi.

İşte Vehbi’nin kerrakesi de burada olmalı. Atatürk’ün en yakınındaki dava arkadaşlarından biri olan Dr. Refik Saydam, Bandırma Vapuru’nda Ona eşlik eden, Erzurum ve Sivas Kongrelerinden, İlk Meclise kadar hep yanında olan Atatürk döneminin sağlık bakanı ve 8 Temmuz 1942’deki ölümüne kadar Türkiye Cumhuriyetinin Dördüncü Başbakanı, cumhuriyetimizin simge isimlerinden biri.

Ama Soner Yalçın sayesinde Rockefefeller’in derin kutularından çıkıveriyor. Kitabın ilerleyen sayfalarında (s.69-73) Refik Saydam’ın bu tarihten iki yıl önce 1927’de  Sağlık Bakanı olarak Rockefeller Vakfı’nın davetiyle Avrupa’da iki ay süreyle incelemelerde bulunduğunu öğreniyoruz (Rüşvet gezisi?). Böylece tava geliyor cumhuriyet hükümeti, bu rüşvet gezisinin ardından Rockefeller Vakfı’nın temsilcisi Gunn bizzat Başvekil İsmet İnönü tarafından Türkiye’ye davet deliyor. Gunn, İnönü ile görüşmesinde aydınlanma, ulus devlet, Batılılaşma, insan severlik, akılcılık gibi kavramları kullanarak Cumhuriyet yöneticilerine zokayı yutturuyor. Gunn’un tek bir isteği var artık devşirdikleri (!) Sağlık Bakanı Refik Saydam’ı muhatap almak.

Bu gerçekleştiği takdirde özellikle o yıllarda Rockefeller Vakfı’nın Londra ve Zagrep ‘teki Hijyen Okulları gibi dünyada kurduğu hıfzıssıhha/halk sağlığı okullarının bir benzerinin açılmasına yardım edeceklerini söylüyor. Bu koşullarda Türkiye’de açılan Hıfzıssıhha Okulunun ilk müdürü de Rockefeller Vakfı üyesi Dr. Ralph K. Collins oluyor. Böylece 1928 yılında çıkartılan Merkez Hıfzıssıhha Müessesesi Hakkında Kanunla enstitünün merkez ve taşra teşkilatları yapılandırılıyor. Collins 1940 yılına kadar Türkiye’de çalışıyor ve halk sağlığı anlayışının yerleşmesinin kilit ismi oluyor.

Dr. Refik Saydam’ın, Sağlık İşleri Genel Müdürü Dr. Asım Arar ile birlikte Rockefeller’in himayesinde 1929 yılında yaptığı üç aylık ABD ziyaretinin ardından (ABD rüşvet gezisi) Etimesgut İçtimai Hıfzıssıhha Numune Dispanseri açılıyor. Bu dispanserin başhekimliğine atanan Dr.Mehmet Cemalettin Or’da Vakfın desteği ile ABD’ye giderek bir yıl köy sağlık hijyeni eğitimi alarak hijyen uzmanı oluyor. 1937 yılında Etimesgut’taki dispanser köy tipi “sıhhat merkezi” haline dönüştürülüyor. Rockefeller Vakfı tarafından bu sıhhat merkezine 56 bin 700 dolar (günümüzün parasıyla 2.3 milyon $) tahsis ediliyor. Bu köy tipi örgütlenme daha sonra hayata geçen sağlık ocağı biçiminde örgütlenmenin öncülü oluyor. Sağlık ocağı sayısı 20 yılda 280’e ulaşıyor.

Buraya kadar anlatılanlardan Soner Yalçın neler çıkarıyor bakar mısınız? “Görüldüğü üzere Rockefeller Türkiye’de klinik öncelikli tedaviye sağlığa çok önem verdi. Öyle ki Türkiye’den klinik ve araştırma eğitimi almak üzere burs alan 44 kişiden 33’ü halk sağlığı alanından seçildi. .. Burs kazananlar genellikle ABD’ye gönderildi. Yolu ABD’den geçen doktorlar kilit görevlere getirildi. Örneğin Zeki Nassır Berker, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti’nde genel müdürlük ve müsteşar yardımcılığı görevlerinde bulundu.

Tahsin Şevket Berkin, Hıfzıssıhha Enstitüsü’nde  1961-1965 yıllarında müdürlük yaptı. Kadri Olcar, Sağlık Propagandası ve Tıbbi İstatistik Genel Müdürlüğü yaptıktan sonra 1953-1957 senelerinde  Hıfzıssıhha Okul Müdürlüğü’ne tayin edildi.

Soner Yalçın’a şu temel bilgiyi hatırlatmak gerekiyor, zira kafası epeyce karışmış ya da art arda verdiği bu bilgilerle zihinleri bulandırmak istiyor. Bir yandan Rockefeller  Türkiye’de klinik öncelikli tedaviye önem verdi derken öte yandan koruyucu-önleyici hekimliğin en önemli yapı taşı olan Hıfzıssıhha Enstitüsü ve taşra teşkilatları, Etimesgut İçtimai Numune Dispanseri ve bu modelleme esasına dayanan yüzlerce sağlık ocağının “Rockefeller Vakfı” desteği ile nasıl yapılandırıldığını anlatıyor.

Oysa ki Rockefeller’in önceliği klinik tedavi olsa idi böyle bir birinci basamak koruyucu/önleyici sağlık yapılanması değil hastaneler temel alınırdı örgütlenmede.

Zaten kendisi de daha sonra (s.70) Kurtuluş Savaşının Sıtma, Tifüs, Dizanteri, Trahom, Kolera İskorbüt, Lekeli Kara Humma, Kızamık, Kızıl, Kabakulak, Tetanoz gibi bulaşıcı hastalıklara karşı yapıldığını, tabip, eczacı, diş doktoru başta olmak üzere sağlık personelinin yok denecek kadar az olduğunu vurgulamak zorunda kalıyor. Ve denize düşen yılana sarıldı, Rockefeller Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin Sovyetler Birliği güdümüne girmesini önlemek için kolları sıvadı diyor.

Ardından “Atatürk, Rockefeller’in adamlarının hiçbiriyle görüşmedi. İlişkileri çok güvendiği için “Saydam” soyadını verdiği Dr. Refik Saydam üzerinden yürüttü” Rockefeller ilişkisini diyor. Şimdi kafanızda Rockefeller-Atatürk dolaylı ilişkisine dair soru işaretleri oluştu mu? Ne güzel kitap adım adım hedefine ulaşıyor. Post/Modernizm de tam bu işte, sol gösterip sağdan vurmak, “endüstri tıbbıyla” hesaplaşır görünürken suret-i haktan görünüp cumhuriyeti yerin dibine batırmak, hedef: tam isabet..

Soner Yalçın, Atatürk öldükten sonra Dr. Refik Saydam Başbakan idi. Birinci 10 Yıllık Milli Sağlık Planı’nın hazırlanmasında da Rockefeller memurlarından yardım alındı…”diyor.  Bu okuduklarınızdan ne anlyorsunuz? Sanki Refik Saydam’ı başbakan yapan da Rockefeller oligarkı. Zihniniz yeterince bulanmadıysa çaresiz bir vakasınız artık..

Soner Yalçın, Kara Kutu hikayeleriyle başta Dr.Refik Saydam olmak üzere Dr. Asım ArarDr. Mehmet Cemallettin OrDr. Zeki Nassır Berker, Dr. Tahsin Şevki Berkin,  Dr. Kadri Olcar gibi cumhuriyet aydınlanmasının ürünü olan ve cumhuriyete kanat geren idealist, özverili hekimlere Rockefeller’in derin dehlizlerinden, kara kutularından gelen devşirmeler yaftasını yapıştırıyor. Cumhuriyet, sağlık alanında hepimizin gururu olan başarılara imza attıysa bu adı bilinen, bilinmeyen kahramanların emeği, katkısı, özverisiyle olmuştu oysa ki..

Soner Yalçın gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor, cumhuriyetin idealist kurucu kadrosunu karalıyor. Gerçekleri yüzüne vurmak, boynumuzun borcudur, hodri meydan Sonet Yalçın!..

Dr. Ali Rıza Üçer
Tıp Kurumu Genel Sekreteri

Facebook'ta Sol İtiraz